• Yükleniyor

‘ABD, şimdiye kadar BMGK’ya gelen İsrail karşıtı bütün kararları veto etti’


‘ABD, şimdiye kadar BMGK’ya gelen İsrail karşıtı bütün kararları veto etti’
Paylaş :


İsrail'in, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki saldırıları gittikçe şiddetleniyor. Çözümün Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu’ndan (BMGK) çıkabileceğini ancak bunu da ABD’nin engelleyeceğini söyledi.

Siyonist İsrail’in Mescid-i Aksa’daki Filistinlilere saldırısına Türkiye başta olmak üzere birçok ülke sert tepki gösterse de sorunun çözümü ve şiddetin durdurulmasına dair bir adım atılamıyor. Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Filistin ve İsrail Çalışmaları Uzmanı Haydar Oruç, her sene Ramazan ayında bu olayların tekrarlandığını belirterek, nedenini ise şöyle açıkladı:

“İsrail, kuruluşundan sonra asıl genişlemesini 1967 Savaşı’ndan sonra elde etti. Bu, İsrail için ‘kendilerine vaat edilen topraklara’ ulaşmak için de çok büyük bir adımdı. O tarihten itibaren daha da ötesine ulaşmak için çabaları vardı. İsrail’deki hükümetler, partiler, ideolojiler ne olursa olsun, arka planda bu mantık çalışır. Mescid-i Aksa onların anlatısına göre, Süleyman Mabedi’nin olduğu yerdir. Onun üzerinde Mescid-i Aksa’nın kurulduğunu iddia ederler. Bu iddia, UNESCO tarafından reddedilmiştir. Buna rağmen, İsrail Devleti ve Yahudi öğretisi, bu konuda ısrarcıdır. Buraya ulaşmak, Mescid-i Aksa’yı mümkünse yıkmak, oradaki Müslümanları buradan çıkarmak ve kendi mabetlerini kurmak için o tarihten beri sistematik bir çalışma içindeler. Bunu hem politik hem siyasi hem de uygulama olarak yaparlar. Ama bunu pazarlarken daha makul şekilde pazarlarlar. İsrail bu konuda hiç acele etmemiştir. Batı Şeria’daki Filistin topraklarını dünyanın farklı yerlerinden getirdiği Yahudilere, yerleşimci adı altında peşkeş çekiyorlar. Ramazan ayında Müslümanlar, Mescid-i Aksa’ya toplanıyorlar, iftar yapılıyor hatta sahura kadar burası yaşar. İsraillilerin bunu hazmetmediğini ve ısrarla buraya girerek o ahengi bozmaya çalıştıklarını biliyoruz. Bu görüntüleri her sene görmemizin nedeni de budur.”

‘Araplar, Filistin davasını unuttular’

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi birçok Arap ülkesi de İsrail’in saldırısını kınadı. Ama açıklamanın ötesine geçen bir adım gelmedi. Oruç’un bu konudaki değerlendirmeleri şöyle:

“ABD’nin ya da BMGK bu konuda net bir mesaj vermesi gerekiyor ki İsrail bu konuda geri atması lazım. Ağlama Duvarı’nın önünde toplanan fanatik Yahudilerin, Mescid-i Aksa’daki ağaç yangınını coşkuyla kutladığını gördük. Onların hedefi orada Müslüman izi kalmaması, tamamen yıkılması ve orayı kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri tapınak alanına dönüştürmek. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın kuruluş motivasyonu 1969 yılındaki Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırıdır. Mescid-i Aksa’nın savunulması ve korunması için kurulan bir örgütten bahsediyoruz. Bu örgüt şimdiye kadar da göreceli olarak elinden gelen katkıyı sundu. Bir askeri gücü yok ama uluslararası platformda bunu dile getirdi. Bugün geldiğimiz noktada İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi’nin yeterli tepkiyi göstermediğini görüyoruz. Bunun arkasında uygulanmayan sözde 100 yılın planı ve İbrahim Anlaşmaları var. Trump yönetiminin Arap devletlerini İsrail’le normalleşmeye zorlaması, geleceklerinin ve çıkarlarının burada olduğunu dikte etmesinden sonra Arap ülkeleri, İsrail’le ilişkilerini normalleştirme için sıraya girdiler. Filistin davasını unuttular. Filistin onlar için artık bir yük haline geldi. Dolayısıyla bu kurumlardan artık yapıcı bir tepki beklemek maalesef mümkün değil.”

‘İşin en ağır yükü Filistinlilere düşüyor’

Peki, İsrail’in bu saldırıları nasıl sonlandırılır ve sorun çözüme kavuşturulabilir? Oruç’a göre çözüm için yegâne aktör BMGK olabilir:

“BMGK dışında BM Genel Kurulu’nun alacağı kararın bir yaptırım gücü yok. Ancak BMGK’da, ABD’nin şimdiye kadar gelen İsrail karşıtı bütün kararlarda veto gücünü kullanarak bu yaptırımları engellediğini biliyoruz. Biden yönetimiyle buna yönelik bir karar çıkacağından da umutlu değilim. 2018’de, Türkiye’nin de desteğiyle Kudüs’e uluslararası barış gücü gönderme önerilmişti. Ama bu çok yürümüyor. Lübnan-İsrail arasındaki barış gücünde de bunu gördük. Ancak yine de tek makul seçenek oraya bir BM Barış Gücü’nün gönderilmesi gibi görünüyor. Türkiye’nin tek başına yapabileceği bir şey yok. Belki uluslararası toplumla, belki Avrupa Birliği ile belki de BMGK’deki sağduyulu ülkeler ile bunu yapabiliriz. Yoksa hiçbir ülkenin tek başına çözebileceği bir sorun değil. İşin en ağır yükü Filistinlilere düşüyor. Onlar direnişi sürdürmezse fanatik Yahudiler kapıda bekliyor. Ve girdikten sonra da çıkarması çok zor olur.”(Sputnik)


İlginizi Çekebilecek Yazılar

Siyonistlerin İstediği Oldu
  • @israilpost
  • 24-09-2021
Siyonistlerin İstediği Oldu
Cezaevinden Neden Kaçtılar?
  • @israilpost
  • 24-09-2021
Cezaevinden Neden Kaçtılar?
Siyonist İsrail Bir Tehdit
  • @israilpost
  • 23-09-2021
Siyonist İsrail Bir Tehdit