• Yükleniyor

ABD-Suudi sürtüşmesi İsrail'i etkileyecek mi?


ABD-Suudi sürtüşmesi İsrail'i etkileyecek mi?
Paylaş :


“ABD'nin duruşu, İsrail, Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn arasındaki işbirliğinin kapsamını ve derinliğini artırabilir"

Joe Biden’ın, öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ölüm fermanını Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın verdiğini, bu nedenle üstüne bir çizik attığını düşünmek fazla iyi niyet olarak düşünülmeli. Biden’ın bu hamlesi Suudi Arabistan’ı ve dolayısıyla şımaran toy prensi terbiye etme amaçlı ve ileride daha da kullanışlı hale getirmek için kontrol altına alma girişimi olarak değerlendirilmelidir. Zira Biden’in aldığı kararı uygulaması pek inandırıcı olmuyor. Özelikle İsrail’le normalleşme sürecinin tam da istendiği bir dönemde neden bu adım atılsın ki…

İşgalci İsrail’in lobi çalışmalarına hizmet eden ABD’li ve İsrailli uzmanlar Biden’ın kararını ele alarak, ABD ile Suudi Arabistan arasında son zamanlarda yaşanan sürtüşmelerden İsrail’in nasıl etkileneceğini değerlendirdiler. Tabi ki birçok mesele yine “ortak düşman İran” üzerinden…

Biden yönetimi, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın cinayetiyle ilgili bazı Suudi yetkililere yaptırım uygulayarak Suudi Arabistan'dan uzaklaştı, ancak Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman'ın kendisini cezalandırmaktan vazgeçti. Bu durum Riyad yönetimiyle sıcak ilişkiler kuran İsrail açısından neyi ifade ediyor?

Beyaz Saray'ın Suudi Arabistan'ı insan hakları ihlalleri nedeniyle cezalandırma çabaları, Körfez krallığı'nı İsrail'e, özellikle de İran'ın nükleer programı nedeniyle karşı karşıya kalmasına yardımcı olacak mı? Biden yönetimi, 2003'te, 2011’deki  "Arap Baharı" benzeri uyguladığı planda başarısız oldu. Demokratik olmayan Arap yönetimlerine Batı değerlerini dayatma yaptı. Şimdi benzer çabalar için adım atmakta acele mi ediyor?

Heritage Foundation'daki Orta Doğu işleri kıdemli Araştırma Görevlisi Jim Philips, "yönetimin Suudi Arabistan'dan uzaklaşmaya yönelik erken çabalarının, İsrail'e Suudi Arabistan üzerinde ek bir etki yaratabileceği "bir şans" doğurduğunu söyleyerek, çünkü Riyad, Kudüs ile olan sıcak bağlarını vurgulayarak Washington'dan daha fazla eleştiriyi önlemeye çalışabilir." Dedi.

"Bu, Suudilerin gelecekte İsrail ile diplomatik ilişkileri normalleştirmek için sahip oldukları teşvikleri artırabilir" diyen Philips, "En azından, Washington ile gergin ikili ilişkiler, Suudi Arabistan'ın Kudüs ile olan bağlarının genişlemesinin algılanan değerini artıracaktır." Değerlendirmesinde bulundu.

ABD-Suudi sürtüşmesi, ABD Başkanı Joe Biden'in eski Başkan Barack Obama'nın İran'ın nükleer silah arayışını dizginlemek için başarısız girişimine geri dönmek istediği bir zamanda geliyor. Biden için bu, hem Kudüs'ten hem de Riyad'dan uzaklaşmayı gerektirir.

Orta Doğu raporlama ve analiz Merkezi Direktörü Jonathan Spyer, Biden yönetiminin "İran ile müzakereleri yeniden başlatma çabasının bir unsuru olarak ve belki de daha geniş bir dönüşün bir parçası olarak Suudi Arabistan'dan uzaklaşmaya çalıştığı açık olduğunu” söyledi.

Obama gibi, Biden de İran'ın hegemonik özlemlerini reddediyor gibi görünüyor diyen Spyer, ABD, Yemen’deki İran destekli Husileri terörist listesinden çıkararak İran'ı yatıştırmaya çalışıyor, dedi.
 
Spyer; bu yaklaşımın bir sonucu olarak Amerika bedel ödüyor. İran çok cesurca Irak’taki ABD üslerini hedef alıyor, askeri personelini öldürüyor. Beyrut’ta önde gelen bir İran karşıtı bir muhalif öldürülüyor. İran’ı Yemen'de Marib'e yapılan saldırıda, Suudi Arabistan'a roket fırlatılmasında ve bir İsrail kargo gemisini sabote etme girişiminde görülebiliyor." 
 
Spyer ayrıca İran'ın "ABD'nin çabaları tarafından yönlendirilmeyecek net bir bölgesel stratejiye sahip olduğunu" da belirtti.

Bu strateji Ortadoğu'yu istikrarsızlaştırmayı ve İran'ı bölgenin en güçlü aktörü olarak sağlamlaştırmayı amaçladığını belirten Spyer, "İsrail'in İran'ın bölgesel düşmanlarının en güçlü ve en kararlı olduğu için bu durumdan kazanç elde etme potansiyeline sahip olduğunu” söyledi.

Spyer, “ABD'nin duruşu, İsrail, Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn arasındaki işbirliğinin kapsamını ve derinliğini artırabilir – hepsi İran'ın emelleri ve eylemlerinden ve ABD'nin onlara karşı ortaya çıkan duruşundan endişe duyuyor" dedi.

“Biden'in İran'ın nükleer programı, balistik ve seyir füzelerinin geliştirilmesi, terörizm desteği, silahların yayılması, insan hakları ihlalleri ve siber saldırılar hakkında ne yapacağı görülecektir. Biden, Suudi Arabistan'ın insan hakları siciline odaklanırken, İsrailli yetkililer bu durumdan memnun görünmüyor.”

Kudüs strateji ve Güvenlik Enstitüsü Başkanı Efraim Inbar ise, İsrail'in Amerika'nın ve Orta Doğu'daki Arap devletlerinin mevcut duruşundan memnun olmadığını söyledi.

"Belki de kendi partisinde sol kanat için bir tür jest olarak sunduğunu söyleyen İnbar, “belki de Arap devletlerinin biraz rahatsız hissetmesini ve sonra her zamanki gibi iş yapmasını istiyor." Dedi.

Inbar, Biden'in insan hakları konusundaki çabasının, özellikle ABD'nin İran'la ilgili eylemsizliği ve başarısız olan 2015 nükleer anlaşmasına geri dönüşü ile birleştiğinde, geri tepeceğini vurguladı.

Washington'un Tahran hakkında hiçbir şey yapmayacağından endişe duyan İsrail, Inbar'ın tarif ettiği gibi, "herkesin İran'a yaklaştığı bir çoğunluğa etki" yol açabileceğinden korkuyor.
 
Washington’ın inanılmaz derecede naif göründüğünü yakın tarihli bir makalede endişelerini dile getiren Inbar, "hiçbir şeyi kabul etmemeliyiz. Ne Suudilerle ne de Amerikalılarla. Belirsiz birçok şey var."

Kaynak: İsrail Hayom

Tercüme: Yahya Westani/İsrail Post

 


İlginizi Çekebilecek Yazılar

BM Temsilcisi Gazze
  • @israilpost
  • 22-09-2021
BM Temsilcisi Gazze'de