• Yükleniyor

Arap-İsrail Anlaşmazlığının Dönüm Noktası


Arap-İsrail Anlaşmazlığının Dönüm Noktası
Paylaş :


Hem bölgesel hem de küresel aktörlerin çekişme sahası olan Ortadoğu, 20. yüzyılda Müslüman Araplar ile İsrail arasında yaşanan savaşlara sahne olmuştur. İsrail’e karşı bir cephe oluşturan Arap ülkeleri 1948’den itibaren pek çok savaş yaşamıştır. İsrail ve Arap ülkeleri arasında yaşanan çatışmalarda ABD ve Sovyetler Birliği bu anlaşmazlıkta farklı taraflarda yer alarak bölgede var olmak isteyen iki küresel güç olmuştur.

Ortadoğu’nun bugün içerisinde bulunduğu durumu anlayabilmek için bugüne kadar geçen süreçte bölgedeki aktörleri ve aktörler arasındaki ilişkileri bilememiz gerekmektedir. Hem bölgesel hem de küresel aktörlerin çekişme sahası olan Ortadoğu, 20. yüzyılda Müslüman Araplar ile İsrail arasında yaşanan savaşlara sahne olmuştur. İsrail’e karşı bir cephe oluşturan Arap ülkeleri 1948’den itibaren pek çok savaş yaşamıştır. İsrail ve Arap ülkeleri arasında yaşanan çatışmalarda ABD ve Sovyetler Birliği bu anlaşmazlıkta farklı taraflarda yer alarak bölgede var olmak isteyen iki küresel güç olmuştur. Bu araştırmada, 20. yüzyılda Ortadoğu’yu uzun yıllar meşgul eden Arap-İsrail anlaşmazlığının dönüşüme uğramasına neden olan Camp David Antlaşması’nı, bu antlaşmanın gelişim süreci ve sonuçlarını inceleyeceğiz. Bu konuyu incelerken beş soruya cevap arayacağız. İlk olarak, Camp David Anlaşması sürecine Mısır ve İsrail’i getiren gelişmelerin neler olduğu sorusuna cevap arayacağız. İkinci olarak, Mısır’ın İsrail ile barış isteme nedenlerini üzerinde duracağız. Üçüncü cevap aradığımız soru, İsrail’in Mısır’a yaklaşımı ve Ankara yapılacak barışı nasıl değerlendirdiğidir. Dördüncü sorumuz, ABD ve Sovyetler Birliği’nin bölgedeki çatışmaya ve Camp David barış sürecine yaklaşımları ve bu konu hakkında ne gibi çalışmalar yaptıklarıdır. Son sorumuz ise, Camp David Antlaşması’na Arap ülkeleri nasıl bir tepki verdiği sorusudur. Bu çalışmamızda olayların gelişim süreci ve sonuçlarını aktörler üzerinden inceleyeceğiz. Aktörlerin aynı olaya farklı açılardan yaklaşmasını ve bunun sonuçlarını hem bölgesel anlamda hem de taraflar açısından doğurduğu sonuçları değerlendirerek tarihsel bir analiz yapacağız. Camp David’e Gelinen Süreç 1948 yılından itibaren zaman zaman patlak veren Arap-İsrail savaşları 1970’lerde de Ortadoğu’da bir sorun olarak varlığını sürdürmüştür. Mısır’da Cemal Abdünnasır’ın ölümü üzere 1970’de Cumhurbaşkanlığı görevine Enver Sedat gelmiştir. Sedat, uzun yıllardır devam eden Mısır-İsrail çatışmalarını Mısır’ın ekonomik kalkınması ve refahının önünde bir engel olarak görmüştür. Bu sorunu aşmak adına çatışmacı bir tavır yerine uzlaşmacı bir tavır ile iki ülke arasındaki sorunu çözmeye karar vermiştir. Sedat, İsrail ile arasındaki sorunu çözebilmek için ABD ile ilişkilerini geliştirmeyi amaçlamıştır.2 Bu amaç doğrultusunda Mısır’ın Sovyetler Birliği ile olan temaslarını azaltma kararı verilmiştir. 1972 yılında Mısır’daki Sovyetler Birliğine ait danışmanları ülkeden göndererek ABD’ye yanaşma noktasında bir adım atılmıştır. Ancak Enver Sedat’ın bu girişimlerine ABD kayıtsız kalmıştır. Girişimlerinden istediği neticeyi alamayan Enver Sedat barışa giden yolun savaştan geçtiğini düşünmüştür. Sedat’ın planı İsrail ile yeni bir savaşın içine girerek İsrail’i barışa zorlamak ve bu görüşmelere ABD’yi dahil etmek olmuştur. Bu konuda Suriye ile birlikte hareket eden Mısır, İsrail’i gafil avlamak için Yahudilerin kutsal günü olan Yom Kippur’da saldırmayı planlamıştır. Ekim 1973’te saldırıya geçen Mısır ve Suriye hızlı bir ilerleme göstererek kuzeyde Golan Tepeleri’ni, güneyde ise Bar-Lev hattını kontrolleri altına almışlardır.3 Suriye ve Mısır’ın bu ortak girişimi neticesinde İsrail büyük bir mağlubiyet ihtimali ile yüzleşirken, diğer Arap devletleri için de cesaretlendirici bir hareket olmuştur. Arap devletleri, Mısır ve Suriye’ye destek olurken, Sovyetler Birliği’de Mısır ve Suriye’ye mühimmat tedarik etmiştir. İsrail ise savaşta ABD desteği görmüştür.4 Bu savaşta İsrail çok zor durumda kalmış ve bir dış yardıma ihtiyaç duymuştur. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger duruma el atmış ve İsrail’e gerekli yardımı yapabilmek için çalışmalar başlatmıştır.5 Kissinger, taraflar arsında bir diplomasi ağı kurmuş ve Birleşmiş Milletler’in çatışmayı sonlandırmak adına dahil olmasını sağlamıştır. Bunlara ek olarak Süveyş Kanalı’ndaki ticaretin devam etmesi için de çalışma gerçekleştirmiştir.6 Bu savaşta İsrail ABD’nin desteği ile büyük bir yenilgiden kurtulmuştur. Kissinger, taraflar arasında kalıcı bir barış tesis edebilmenin şartını İsrail’in kesin bir zafer kazanmamasına bağlamıştır. Böylelikle Arapların barışa istekli olacaklarını düşünmüştür. Kissinger, İsrail’i barışa zorlamak adına İsrail üzerinde baskı kurmuş ve ateşkese zorlamıştır. Bu dönemde ABD’deki Yahudi lobileri İsrail lehine çalışmalar yapmış ve İsrail’e silah yardımı yapılmasını sağlamışlardır.7 Savaş sırasında Arapların elini güçlendiren hamle ise petrol ambargosu kararı olmuştur. Savaş devam ederken Kuveyt’te bir araya gelen petrol üreten Arap devletleri ambargo kararı almıştırlar.8 Ambargonun kapsamına ise savaşta İsrail’i destekleyen ülkeleri almışlardır. ABD’nin İsrail’e yapmış olduğu yardımların gücünü kırabilmek adına, Arap ülkeleri petrolü silah olarak kullanmışlardır.9 Petrol ambargosu Mart 1974’e kadar devam etmiştir. Arap ülkeleri ambargo sırasında artan petrol gelirlerini silah ve savunma harcamalarına aktarmıştır.10 ABD’nin girişimi ile Mısır ve İsrail Sina Antlaşması’nı imzalayarak savaşı sonlandırmışlardır. Bu anlaşma ile İsrail, Sina Yarımadası’ndan çekilmeye başlamıştır. Böylelikle Enver Sedat hem Sina’yı geri almış hem de ABD ile kurmak istediği ilişkileri kurmuştur. Savaş sonunda atılan adımlar Camp David’in temelini oluşturmuştur.11 Mart 1976’ya gelindiğinde Mısır, Sovyetler Birliği’nin politikalarından memnun olmadıklarını dile getirmiştirler. Bunun neticesinde ise iki devlet arasındaki “Dostluk ve İşbirliği Antlaşması” Mısır tarafından feshedilmiştir.ABD, bu gelişmelerin ardından Ortadoğu’da izlemeyi amaçladığı bir yol çizmiştir. ABD bir yandan bölgede Sovyetler Birliği’nin etkisini zayıflatmaya çalışırken, diğer yandan da bölgeye başka aktörlerin müdahil olmasının önüne geçmeyi hedeflemiştir. ABD, Arap ülkeleri ve İsrail arasındaki çatışmanın anlamını dönüştürmek ve bu anlaşmazlığın basit bir sınır anlaşmazlığına dönüştürülmesi gerektiğini belirtmiştir. Arap ülkeleri arasındaki İsrail aleyhine oluşturulmuş birlikteliği sona erdirmek amacıyla ABD, Mısır’ı yanına çekmeyi ve İsrail’in elini güçlendirmiş olmayı hedeflemiştir.13 Amerika Birleşik Devletleri, belirtmiş olduğu son hedef ile bölgede İsrail’in güvenliğini sağlamayı amaçladığı görülmektedir. 1977 yılında göreve gelen yeni Amerikan Başkanı Jimmy Carter, Ortadoğu’da bir barış ortamı sağlayabilmek için Mısır ile İsrail arasında uzlaştırmacı bir rol üstlenmek istemiştir. Mısır tarafında Cumhurbaşkanı Enver Sedat İsrail ile sorunlarını savaş yoluyla çözemeyeceğini anlamıştı.14 Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat, Mısır’ın menfaatlerini artık savaşta değil, barış masasında elde etmek üzere bir adım atmıştır. Bu amaç doğrultusunda Enver Sedat İsrail’i ziyaret eden ilk Arap devlet başkanı olarak bu konudaki kararlılığını ortaya koymuştur. Sedat, İsrail Parlamentosu’nda “Toprağınız İsrail, Fırat’tan Nil’e kadar” yazısının altında İsrail Parlamentosu’na hitap etmiştir.15 19-21 Kasım 1977 tarihlerindeki İsrail ziyaretinde Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat’ın üzerinde durduğu konular şunlardır: Mısır’ın İsrail ile barış yapmaya istekli olduğunu, kalıcı bir barışın tesis edilmesi gerektiğini ve bu amaç doğrultusunda hazırlanmış bir anlaşmayla bu fikrin desteklenmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca işgal altındaki toprakların iade edilmesi gerektiğini ve Filistin’in bir devlet olarak var olmasını istediğini belirtmiştir. Sedat’ın bu girişimi ile bir diplomatik çözüm süreci başlamıştır. Ancak diğer Arap ülkeleri Mısır’ın bu davranışından rahatsız olmuştur.16 Camp David Antlaşması ve Gelişim Süreci ABD Başkanı Carter, Mısır-İsrail kalıcı barışını sağlayabilmek için Sovyetler Birliği’ni de bu sürece dahil etmek istemiştir. Carter, iki süper gücün işbirliği yapması halinde bu sürecin daha sağlıklı işleyeceğini düşünmüştür. Fakat Mısır ve İsrail bunun yerine ikili görüşmeler yapmayı tercih etmiştir. ABD Başkanı, özelikle İsrail’i bu barış fırsatını değerlendirmesi için uyarmıştır. Carter, yapılacak görüşmelerle ile ilgili taraflara bazı önerilerde bulunmuştur. ABD Başkanı, 1967 sonrasında İsrail işgali altına girmiş Mısır’a ait bölgelerin Mısır’a iade edilmesi gerektiğini ve yapılacak görüşmelere Filistinli temsilcilerinde katılması gerektiğini belirtmiştir.17 İsrail Başbakanı Menahem Begin 25-26 Aralık 1977’de detaylı görüşmeler yapmak üzere Mısır’a gitmiştir. 18 Begin, Mısır’a giderek burayı ziyaret eden ilk İsrail Başbakanı olmuştur.19 Ancak iki devlet de bu görüşmelerden bir netice alamayınca ABD Başkanı Carter olaya el atmış ve görüşmelerin ABD’de devam etmesini sağlamıştır.20 Mısır ve İsrail görüşmelere ABD’nin ev sahipliğinde, ABD başkanlarının tatil amacıyla kullandıkları Camp David’de devam etmiştirler.5-17 Eylül 1978 tarihleri arasında gerçekleştirilen Camp David görüşmelerinde iki ayrı başlık üzerinden müzakere yapılmıştır.22 Üzerinde durulan bu başlıklardan ilki Mısır-İsrail arasında kalıcı barışı tesis edecek olan anlaşma başlığı, diğeri de Ortadoğu’yu kapsayan bir barış anlaşması başlığı olmuştur.23 Anlaşmada İsrail, Filistin’in özerk bir yapı oluşturmasına müsaade edeceğini ve bu konunun detaylarını İsrail-MısırÜrdün’ün birlikte alacakları kararlar neticesinde belirleyeceklerini belirtmiştir. Ayrıca Filistin konusu ile ilgili olarak, ileri bir tarihte yapılacak olan İsrail-Mısır-Ürdün görüşmesi ile Gazze ve Batı Şeria’nın akıbetini belirleme kararı alınmıştır. İsrail kendi güvenliğini sağlamlaştırmak amacıyla Ürdün ile de bir barış süreci başlatmıştır. Görüşmeler sırasında Kudüs’ün durumu ve geleceği ile ilgili olarak herhangi bir şey konuşulmamıştır.24 Bunlara ek olarak İsrail, Filistinli yerleşimcilerin yaşadığı bölgelerde İsrail askerlerinin sayısını azaltacağını anlaşmada belirtmiştir.25 Mısır ile İsrail arasındaki barışın kurulması kapsamında alınan kararlar neticesinde İsrail, Sina Yarımadası’ndan çekilip kontrolü Mısır’a bırakacağını taahhüt etmiştir. Barışın kurulmasının akabinde iki devlet arasında bir normalleşme sürecinin başlatılması kararı alınmıştır.26 Camp David’de ABD, İsrail’in silah ve savunma ihtiyaçlarının tamamını karşılayacağını ve İsrail’in aleyhinde yapılan hiçbir plana girmeyeceğini taahhüt etmiştir. Ayrıca ABD, İsrail’e karşı herhangi bir tehdidin oluşması halinde İsrail’i destekleyeceğini ve yapılan bu anlaşmanın aleyhine olan hiçbir çalışmayı kabul etmeyeceğini beyan etmiştir. Anlaşmaya göre İsrail, Mısır’a bıraktığı topraklardan çıkarılan petrolden yıllık 4,5 milyon ton satın alma hakkı elde etmiştir. Bu petrolün temininde bir sıkıntı yaşanması halinde İsrail’in ihtiyaç duyduğu petrolü temin etmeyi ABD taahhüt etmiştir. Mısır’ın bu anlaşmaya aykırı bir davranışta bulunması halinde ise ABD ve İsrail birlikte hareket edeceklerini belirtmişlerdir.27 Ayrıca bu anlaşma ile İsrail, Süveyş Kanalı’nı ve Tiran Boğazı’nı kullanabilme hakkını elde etmiştir.28 Camp David Antlaşması’nın Sonuçları Görüşmeler 17 Eylül’de sona ermiş ve 26 Mart 1979’da Mısır ve İsrail barış antlaşmasını imzalamıştırlar. Bu antlaşma ile Mısır, Arap ülkeleri arasında İsrail’i tanıyan ve meşruluğunu kabul eden ilk devlet olmuştur.29 Antlaşmanın neticesinde Mısır, uzun yıllar süren savaşın iktisadi külfetini üzerinden atmıştır. Bu süreçte ABD ile ilişkilerini geliştiren Mısır, ABD’den destek görmeye başlamış ve ABD’nin Ortadoğu’da İsrail’den sonra yakın ilişkiler kurduğu en önemli devlet olmuştur.30 ABD, Ortadoğu’da İsrail’in menfaatlerini savunmasına karşın, 1977-1981 arasındaki barışı kurma sürecinde İsrail’e kıyasla Mısır’a daha çok yardımda bulunmuştur. Antlaşmada da alınan karar üzere İsrail 1982’de Sina’dan tamamen çekilmiştir. Camp David barışı Mısır ile diğer Arap devletlerinin arasını bozmuştur. Arap Ligi 1979’da Bağdat’da bir araya gelmiş ve Mısır hakkında kararlar almıştırlar. Bu kararlar neticesinde Arap Ligi üyesi devletler Mısır ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini askıya aldıklarını ve İsrail ile yapılan anlaşmayı reddettiklerini beyan etmiştirler.32 Arap Ligi, Mısır’ı Mart 1979’da birlikten atarak cezalandırmıştır.33 Mısır’ın ABD ve İsrail ile yakınlaşması Ortadoğu’daki diğer Arap ülkelerinin Sovyetler Birliği ile yakınlaşmasına neden olmuştur. Hatta bu süreç uzun zamandır ilişkileri gergin olan Suriye ve Irak’ı, Mısır ve İsrail karşıtı bir cephede bir araya getirmiştir. ABD ve İsrail bu süreç ile Mısır’ı diğer Arap ülkelerinden koparmayı başarmıştır.34 İsrail’in Camp David barışı ile elde ettiği kazanımlara baktığımızda bu durumdan memnun bir İsrail görmekteyiz. Filistin konusunda Arap ülkelerinin birliğini sona erdirmiş ve bu konuda mücadele etmekten kurtulmuştur. Bu anlaşma sonrasında İsrail, kurulduğu günden itibaren zaman zaman savaştığı Arap ülkeleri ile bir daha savaşmamıştır. Camp David barışı ile İsrail’in bölgede meşru bir devlet olarak kabul edilme süreci de başlamıştır.35 Camp David görüşmelerinden sonra İsrail, başkentini Tel-Aviv’den Kudüs’e taşımaya başlamış ve 1981’de Suriye’ye ait olan Golan Tepelerini ilhak ettiğini ilan etmiştir.36 Mısır ve İsrail’in uzun yıllar devam ettirdiği savaş halini sonlandıran Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahem Begin’e 1978 yılı Nobel Barış Ödülü verilmiştir.37 Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat İsrail ve ABD ile olan münasebetleri sebebiyle 6 Ekim 1981’de İslami Cihad örgütünün askeriye mensuplarının suikastine uğrayarak hayatını kaybetmiştir.38 SONUÇ Arap Devletleri İsrail ile kurulduğu günden itibaren bir anlaşmazlık ve çatışma hali içerisinde olmuşturlar. Bu çatışma hali Mısır’ı ekonomik ve sosyal anlamda zora sokmuş ve halkın refahının artmasının önünde bir engel olarak durmuştur. Cemal Abdünnasır’ın ölümü sonrası göreve gelen Enver Sedat bu sorunu çözmek adına İsrail ve ABD ile temasa geçmiştir. İsrail bu süreci bölgedeki güvenliğini sağlamak ve meşruiyetini kabul ettirmek adına bir fırsat olarak görmüştür. ABD’nin arabuluculuğu ile iki devlet bir araya gelerek barışı tesis etmek ve iki ülke arasındaki gerilimi sona erdirip ilişkileri geliştirmek adına görüşmeler yapmıştırlar. ABD, bu görüşmeler ile Ortadoğu’daki İsrail karşıtlığı nedeni ile Sovyetler Birliği’ne yakın olan Arap ülkeleri arasındaki cepheyi bölmeyi amaçlamıştır. Bu anlaşmayı hem İsrail’in güvenliğini sağlamak hem de Ortadoğu’daki hegemonya savaşında bir adım öne geçme fırsatı olarak gören ABD, bu anlaşmanın sağlanması adına hem ekonomik anlamda hem diplomatik anlamda imkânlarını kullanmış ve iki tarafı uzlaştırmıştır. Anlaşma sonucunda Mısır isteklerine kısmen ulaşmış olsa da İsrail bu anlaşmada isteklerini büyük oranda karşılamıştır. Camp David Antlaşması ile İsrail kendini daha güvende hissetmiş ve kendine karşı var olan bir tehdit cephesini bölmüş olarak bölgede gücünü arttırmıştır. ABD’de bu barışı sürdürmek adına anlaşma sonrasında da Mısır ve İsrail’e hem iktisadi anlamda hem de askeri anlamda yardım sağlamıştır. Günümüzde Mısır, Ortadoğu’da İsrail’den sonra en fazla ABD desteği alan ikinci ülkedir


İlginizi Çekebilecek Yazılar

16 Mossad ajanı için iddianame
  • @israilpost
  • 03-12-2021
16 Mossad ajanı için iddianame
Korkunç Gazze Raporu
  • @israilpost
  • 03-12-2021
Korkunç Gazze Raporu
 UNRWA çöküşün eşiğinde
  • @israilpost
  • 03-12-2021
UNRWA çöküşün eşiğinde