• Yükleniyor

Şimon Peres


Şimon Peres
Paylaş :


İşgalci İsrail rejiminin 9. Cumhurbaşkanı olan Şimon Peres 2 Ağustos 1923 tarihinde o zaman Polonya'ya bağlı Vişnieva'da odun tüccarı babanın ve kütüphane görevlisi bir annenin oğlu olarak doğdu.

Şimon Peres 2 Ağustos 1923 tarihinde o zaman Polonya'ya bağlı Vişnieva'da odun tüccarı babanın ve kütüphane görevlisi bir annenin oğlu olarak doğdu. Rusça, İbranice ve Yidiş konuşulan bir ailede büyüyen Peres, okulda Lehçe öğrendi. Peres, İbranice'nin yanı sıra, İngilizce ve Fransızca dillerini iyi derecede konuşuyordu. 

Polonya doğumlu Peres, ailesiyle birlikte 11 yaşındayken Filistin'e göç etti. Peres, İsrail'in kuruluşundan hemen önce, devlet kurma mücadelesine silah alımlarından sorumlu kişi olarak katıldı. İsrail kurulduktan sonra da 1950'li yıllarda, ABD ile askeri işbirliğini yürüten ekibin başındaydı. Bu dönemde ABD'de üniversite eğitimini de tamamladı.

Tel Aviv‘e yerleşen Peres, Ben Shemen Ziraat Okulu'nda Ziraat eğitimi gördü. Ürdün Vadisi'nde Kibbutz Alumot kurucularından biriydi.1943'de işçi hareketinin (o Hano'ar Ha'oved gençlik sekreteri) gençlik kolları başkanı oldu.

1947 yılında, Siyonistlerin kurduğu Haganath adlı yer altı terörist örgütüne katıldı. İngilizlere ve Filistinlilere terörist eylemler düzenleyen bu örgütün, silah alımlarından ve yeni militanlar yetiştirilmesinden sorumlu yöneticisi oldu. Bu görevini İsrail devletinin kurulduğu 1948 yılına kadar sürdürdü.

Peres İsrail'in ilk başbakanı olan David Ben Gurion‘un emrine girdi. 1948'den 1959 yılına kadar Savunma bakanlığı'nda görev yaptı. İsrail'in “Dimona Projesi” adlı nükleer silah programının hazırlanmasında önemli rol alan Peres, Fransa'yla iyi ilişkiler kurdu ve dolayısıyla, bölgedeki dengeleri değiştirecek kaliteli silah alımında yararlı oldu. Peres sayesinde, Israil, Fransa'dan Dassault Mirage 3 jetini aldı.
 
 Peres ve Moşe Dayan, David Ben-Gurion'la birlikte Mapai'den, yeni bir parti kurmak için ayrıldı. Yeni kurdukları parti, Rafi; Mapai ile uzlaştı ve 1968'de bir solcu birlik olan gruba katıldı. 1969 yılında, Peres, Göçmen İltihak Bakanlığına atandı ve 1970 yılında Ulaşım ve İletişim Bakanı oldu. 1973 yılında, bir süre yaptığı İstihbarat Bakanlığından sonra, İzak Rabin hükümetinde Savunma Bakanlığına atandı. Bu süreçte, İzak Rabin'le parti başkanlığı için çok çekişti fakat 1977 yılında, Rabin'e yine yenildi.

 

Peres, 1977 seçimlerinden önce Rabin'in eşinin döviz skandalı sebebiyle geri adım atmasıyla, Rabin'e karşı başarı sağladı. Rabin yasal olarak geçiş hükümetinden istifa edemediği için resmi olarak başbakan kaldı ama Peres resmi olmasa da başbakan gibi davranıyordu. Peres, Menachem Girişimi'nin altında Likud'un, geriye kalan herkesi saf dışı bırakarak koalisyon için yeterli sandalyeyi kazanmasıyla, seçimle ilgili ilk yenilgiye sebep olmuş oldu. En fazla bir ay sonra, Peres muhalefet lideri olmayı kabullendi.

1980'de Rabin tarafından yapılan geri dönüş teklifinin reddetmesiyle, Peres partisinin 1981 seçimlerinde bir başka yenilgisine neden oldu. 1984'de bütün partilerden daha fazla sandalye kazandı ama, sol kanat koalisyonu oluşturmak için gereken 61 mandanın çoğunluğunu toplayamadı. Alignment ve Likud Peres'in başbakan olacağı, Likud lideri İzak Shamir'in de dış işleri bakanı olacağı bir düzenlemeyle alışılmadık bir yönde anlaştı.

2 yıl sonra Peres ve Shamir yerlerini takas ettiler. 1986'da Peres dışişleri bakanı oldu. Peres'in siyasal örgütü 1988'de bir başka yenilgi aldı ve koalisyonu Likud ile yenilemeyi kabul etti, ama bu kez tüm süreç boyunca Shamir'in koalisyon liderliğine razı olarak.1988-1990 ulusal hükümetinde, Peres başbakan yardımcı ve ekonomiden sorumlu bakan olarak görev yaptı. Peres ve örgütü daha sonra koalisyondan ayrıldı. 1990'dan 1992 başarına kadar muhalefet liderliği yapan Peres, İsrail İşçi Parti'sinin seçimlerinde 15 yıl önce devraldığı koltuğu Rabin'e karşı kaybetti. Peres politikada aktif olarak kaldı ama Rabin'in Dış İşleri Bakan'ı olarak. Yasser Arafat ile gizli görüşmeleri Oslo Anlaşmasıyla sonuçlandı ki bu anlaşmayla Yasser Arafat, Peres ve Rabin Nobel Barış Ödülünü kazandı.

 

Eski İsrail Başbakanı İzhak Rabin ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yaser Arafat arasında Washington’da 13 Eylül 1993’te imzalanan Oslo barış anlaşmasının üzerinden 23 yıl geçti. Ancak büyük başarı olarak değerlendirilen anlaşmadan geriye bir şey kalmadı.

İki lider kalıcı bir çözüm hedeflerken taraflar arasında dönüm noktası olması beklenen anlaşma şiddet olaylarının artmasıyla sonuçlanmıştı.
Oslo’daki uzlaşma görüşmelerinin ardından 5 yıllık geçici dönem için 1993 yılında Filistin Ulusal Yönetimi kurulmuştu.

Filistin'in efsane lideri Yaser Arafat, 27 yıllık sürgünün ardından 1994’te Batı Şeria’ya dönerek özerk hükümetin ayağa kalkmasını sağlamıştı. Siyasi lider, 1996’da Filistin Ulusal Yönetimin’nde seçimle başa gelen ilk Cumhurbaşkanı olmuştu.

Oslo’nun ikinci aşaması olan 1995’te ise Batı Şeria üç alana bölünmüştü.
İki tarafı zorlayan konuların başında gelen, sınırların belirlenmesi, 1948’de İsrail devletinin kurulmasıyla sınır dışı edilen Filistinlilerin geri dönüşü, Kudüs’ün son statüsü ve İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim yerleri gibi sorunların bir sonraki müzakerelerde tartışılması hedefleniyordu.

Kasım 1995’de Başbakan İzak Rabin’in muhafazakâr bir Yahudi suikastçı tarafından iki kurşunla sırtından vurulması Oslo anlaşmasını sekteye uğrattı. Geçici hükümetin başına Şimon Peres geçmişti ancak bir yıl sonra Oslo anlaşmasına uzun süre karşı çıkan Binyamin Netanyahu başbakanlık koltuğunun yeni sahibi oldu.
En zorlu dosyalar arasında yer alan “Kalıcı statüler” konusu 2000 yılında gündeme geldi. Ancak 25 Temmuz’da Camp David’te iki hafta süren müzakereler sonucu Oslo anlaşması tarihe karışırken, bölge ateş çemberine dönmüştü.

Barış anlaşmasının sonlanmasından 2 ay sonra, 50 yıldır hayal ettikleri devlete kavuşamayan Filistinliler El Aksa adı verilen İkinci İntifada’yı başlattı.
İsraillilerse Gazze’ye sürekli saldırılarda bulunarak Batı Şeria’daki yerleşim politikalarına hız verdi ve Filistinlilerin “Bir devlet tek toprak’ hayalinin gerçekleşmemesi için çeşitli girişimlerde bulundu.

 

Barış için yapılan diplomatik girişimler çatışmaların gölgesinde kalırken Ortadoğu’da barış hala sağlanamadı.

1995'te Rabin'in suikasta uğramasının ardından, Peres 1996 seçimlerine kadar başbakanlık ve savunma bakanlığı yaptı.  İsrail Başbakanı'nın ilk web sitesini kurdu. Buna karşın 1996'daki başbakanlık için ilk direkt seçimlerde Benyamin Netanyahu'ya karşı kaybetti. 1997'de İsrail İşçi Partisi lideri olarak yeni bir seçim arayışına girmedi ve Ehud Barak onun yerini aldı. Barak Peres'in parti liderliğini koruma girişimini geri çevirdi ve hükümeti kurduktan hemen sonra Peres'i Bölgesel İşbirliği Bakanı olarak atadı. Peres Barak Hükümeti'nde çok az bir rol oynadı.

Peres barış sürecinde ilerleme kaydedemediği için çok eleştirildi.Görevini İşçi partisinin 2003 seçimlerinden önceki istifasıyla bıraktı. Mitzna'nın liderliğindeki partinin ağır yenilgisinden sonra, Peres yeniden geçici lider olarak ortaya çıktı. 2004'un sonunda partiyi Sharon ile tekrar koalisyona soktu.

Peres Kasım 2005'te İşçi Partisi'nden ayrıldı ve Ariel Sharon'u ve onun partisi Kadima'yı desteklemeye karar verdi. Sharon'un felç geçirmesinin hemen

ardından Peres'in partinin başına geçmek istediği spekülasyonları ortaya çıksa da önde gelen ki birçoğu Likud eski üyesi olan Kadima liderleri desteklerini Ehud Olmert'den yana olarak açıkladılar. Peres de  Olmert'i desteklediğini ve Kadima'da kalacağını belirtti. Peres niyetinin Mart seçimlerinde yarışmak olmadığını belirtmişti. Kadima'nın seçimleri kazanmasının ardından, Peres'e başbakan yardımcılığı görevi verildi. 

Peres 13 Haziran 2007'de Knesset tarafından İsrail Ülke Başkanı olarak seçildi. Peres, Knesset'de 86 evet ve 23 karşı oyla başkan seçildi Peres aynı gün 1959'dan beri İsrail tarihindeki en uzun Knesset üyeliğine sahip olduğu görevinden istifa etti.Peres 15 Eylül 2007'de Başkanlık yemini etti.

Halkın kendisini desteklediğini ve parlamentodaki oylama sonucuyla Knesset’in de halkı temsil ettiği gerçeğinin ortaya çıktığını söyleyen Peres “Cumhurbaşkanı siyaset ve partilerle ilgilenmez. Bununla birlikte cumhurbaşkanı halkın beraberliğin sağlanmasına dönük derin beklentisini temsil etmek ve asla umudu yitirmemekle yükümlü. Ben 48 yıldır parlamentodayım, çok şey gördüm ve size birşey söylemek istiyorum: Asla inancımı ve umudumu yitirmedim.”

Peres, İsrail Cumhurbaşkanlığı görevini yaparken 2009 yılının Ocak ayında Davos'ta, dönemin Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da konuşmacı olduğu Ortadoğu panelinde, İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonunu, başkalarına da konuşma fırsatı tanımadan, sinirli bir biçimde savundu.

27 Aralık’ta başlayan Gazze’ye yönelik saldırıda binden fazla Filistinli yaşamını yitirmişti. Peres’e göre, şehirlerine füze saldırısı yapılan bir ülkenin savunma hakkıydı bu operasyon. Peres’in bu ateşli savunmasına Erdoğan ‘one minute’ diyerek itiraz etmiş ve şunları söylemişti:


"Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak; bunu da böyle bilesin. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz! Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum."
Erdoğan bu konuşmasından sonra salonu terk etti. Daha sonraki günlerde İsrail ve Türkiye arasındaki gerginlik, İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Dany Ayalon’un, dönemin Türkiye Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u kendisinden daha alçak bir koltukta oturtmasıyla yeniden derinleşti. İki ülke ilişkileri uzun süre kötü gitti. Daha sonra, Cumhurbaşkanı Peres’in ikna etmesi ve ABD Başkanı Barak Obama’nın araya girmesiyle dönemin İsrail Başbakanı Netenyahu, özür mektubu gönderdi.

Peres, Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda İsrail’in düzenlediği operasyonda on Türkiye vatandaşının öldürüldüğünde hâlâ İsrail Cumhurbaşkanıydı. Bu görevine 2014 yılına kadar devam etti.

Peres, evli ve üç çocuk babasıydı ama Cumhurbaşkanı seçildikten sonra eşi, onunla birlikte Kudüs’e gelmeyi reddetmiş, çift ayrı yaşamaya başlamıştı.

2014 yılında, cumhurbaşkanlığı görevi bitince, köşesine çekildi. Sağlığı gittikçe bozulmaya başladı. 13 Eylül 2016’de, 93 yaşında beyin kanaması geçiren Peres, 28 Eylül'de tedavi gördüğü Tel Aviv'deki hastanede hayatını kaybetti.


İlginizi Çekebilecek Yazılar

Henry Kissinger Kimdir?
  • @israilpost
  • 22-08-2021
Henry Kissinger Kimdir?
Noam Chomsky Kimdir?
  • @israilpost
  • 31-07-2021
Noam Chomsky Kimdir?
Pat Robertson Kimdir?
  • @israilpost
  • 28-06-2021
Pat Robertson Kimdir?