• Yükleniyor

Erdoğan Herzog’u Aradı (yeni aşk..)


Erdoğan Herzog’u Aradı (yeni aşk..)
Paylaş :


Türkiye Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan Pazartesi akşamı göreve yeni başlayan Siyonist rejim İsrail Devlet Başkanı Isaac Herzog ile yaptığı telefon görüşmesinde kendisine "iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açma arzusunu" ifade etti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "ülkesiyle İsrail arasındaki istihbarat alanında kesintisiz ilişkileri" kabul etmesinden  ve "üst düzey yetkililerle sorunlar olmasaydı, İsrail ile en ideal ilişkiler arzusunu" dile getirmesinden yaklaşık 7 ay sonra, Siyonist rejim İsrail’de Piramidin tepe noktadaki yeni seçilen Devlet Başkanı İsaac Herzog’u araması eski başbakan Benyamin Netanyahu da dahil herkesi şaşkına çevirdi.

Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Herzog'un ‘Twitter’ hesabında yazdığı "Türkiye-İsrail işbirliğinin bölgenin güvenliği ve istikrarı için önemini" vurgulayarak, tarihi de unutarak Erdoğan'ın "sevgisini" yeniden paylaştı. Herzog’un İrlandalı babasının kayıtlarında (arşiv) Hagana (İsrail öncesi Siyonist terör örgütü) ve İsrail istihbaratı var!

Ani telefon görüşmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin bir sonraki aşamada, özellikle Başkan Joe Biden ile Afganistan konusunda yaptığı anlaşmadan sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı şimdi olduğundan daha fazla konuşkan hale getirecek heyecan verici gelişmelere tanık olacağına dair yeterli işaretler taşıyor. .

Erdoğan'ın Herzog ile yaptığı telefon görüşmesi, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ile Ankara'da yaptığı görüşmeden iki gün sonra, "İsrail'in Filistin halkına yönelik şikayetlerine sessiz kalmayacaklar" dediğinde geldi. Her iki taraf için, özellikle Suriye, Lübnan ve İran için.

Tabii bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son birkaç yıldır ‘İsrail’ hakkında söylediği her şeyi unutmasından veya unutulmasından sonra. Netanyahu'nun iktidarda olmaması bunu unutmasına yardımcı olacaktır. Erdoğan, 1 Mayıs'ta gerçekleştirdiği tarihi ‘İsrail’ ziyaretinin ardından ‘Tel Aviv’ ile ideal ilişkiler kurma ve geliştirme arzusunu başından beri ve birden fazla kez kanıtlamıştır.

2005'te kendisini İsrail Devleti'nin ebedi başkenti Kudüs’te karşılayan Sharon ile tanıştığında. Bu ziyaret, Erdoğan'ın 2004 ve 2005 yıllarında Amerika'daki Yahudi lobisinin iki örgütü ‘ADL’ ve ‘AJC’den aldığı ‘Yahudi Üstün Cesaret Madalyası’nın ardından geldi.

Erdoğan, ‘Tel Aviv’ ile ilişkilerde bu arzuyu pekiştirirken, Olmert'in başbakan olduğu dönemde Şam ile arabuluculuk rolü oynadı, ancak ikincisi ona ihanet etti ve 28 Aralık 2008'de 5 gün önce Gazze'ye yönelik canice saldırısını başlattı. Ankara ziyaretinden sonra ayrıca, İsrail uçaklarının 9 Eylül 2007'de Deyr ez-Zor yakınlarındaki bir Suriye bölgesini Türk hava sahasından ileri-geri geçerek (ihlal ederek) hedef almasından bir yıl sonra.

Bundan sonra, tüm bu gerçekler ve diğerleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 29 Ocak 2009'da Davos Forumu sırasında İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres'e şiddetli saldırısını başlatmasını engellemedi ve kendisine bu bağlamda "Sen sadece cinayeti ve terörü iyi biliyorsun" dedi. Gazze'ye yönelik saldırıya verdiği tepki ise belliydi.

Bu saldırı Erdoğan'ın, 31 Mayıs 2010'da Gazze'ye giderken İsrail ‘ordusu’ tarafından yolu kesilen ve gemideki 10 Türk'ü öldüren Marmara gemisinin krizine son veren anlaşmayı imzalamasına engel olmadı. Haziran 2016'da bahsi geçen anlaşma uyarınca Tel Aviv'in kurbanların ailelerine 20 milyon dolar bağışlamasının ardından bu dosya kapatıldı ve Siyonist işgalci İsrailli generallere karşı Türkiye ve uluslararası mahkemelerdeki tüm davalar düşürüldü.(!)

Erdoğan'ın Tel Aviv'e kur yapmak istediği tek pozisyon bu değildi.    4 Mayıs 2016'da Ankara, işgalci rejim İsrail'in gözlemci olarak NATO'ya katılımına karşı vetosunu kullanmadı. Ayrıca 27 Mayıs 2010'da, Marmara gemi kazasından 4 gün önce, ‘İsrail’in Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı "OECD"ye üyeliğine karşı veto hakkını da kullanmadı.

Bu yakın geçmişle ilgili, peki ya gelecek?

14 Ağustos 2020'de Türk büyükelçisini BAE'den çekmekle tehdit eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘İsrail’i resmi olarak tanımasını kınadığı BAE’ne rağmen işgalci rejim İsrail’e yeni bir büyükelçi atamaktan da çekinmedi. Geçen Ekim ayında basına yansıyan bilgiye göre Ufuk Ulutaş'ı bu göreve aday gösterdi ve yeni büyükelçinin yakında ‘Tel Aviv’e gitmesi bekleniyor. Ulutaş’ın ‘İsrail’de okuduğu, Yahudi tarihi konusunda uzmanlaştığı, onunla ve Amerika'daki Yahudi lobisinin liderleriyle iyi ilişkileri olduğu söylendi.

Daha önce İsrail'i tehdit eden Erdoğan, Trump'ın (7 Aralık 2017) "Kudüs dünya Yahudilerinin ebedi, tarihi ve dini başkentidir" açıklamasının ardından İsrail'i ‘suçlu ve cani bir terör devleti’ olarak nitelendirdi.

Bölgedeki hızlı gelişmelere ayak uydurmak için Herzog ile son temasın, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile uzlaşma girişimi yeterince memnuniyetle karşılanmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önce yakınlaşma ve daha sonra da ‘İsrail’ ile ittifak yoluyla bölge aktörlerine yeni bir cevabı gibi görünüyor. Sisi'nin Ürdün ve Irak'la ittifak kurma çabalarının ardından Erdoğan'ın stratejik müttefiki Katar ile ilişkilerin arttığına tanık olduğumuz bir dönemde, ‘İsrail’in yeni müttefiki Türkiye’nin Suudi Arabistan ile BAE'yi hedef aldığı heyecan verici yeni gelişmeler var.

Erdoğan, Kıbrıs, Mısır ve Lübnan gazını ülkesine ve oradan Avrupa'ya aktarmak için uzlaşmaya yoluyla Başkan Biden'in ve daha sonra Avrupa başkentlerinin sevgisini ve desteğini kazanmaya katkıda bulunmaya çalışıyor. Geçen yıl, bu başkentler Erdoğan'ın Kıbrıs ve Yunanistan'a yönelik politikalarına, özellikle de Kasım 2019'da Libya ile deniz sınırı çizme anlaşmasının ardından rahatsızlıklarını gizlemediler. Erdoğan yakında ‘Tel Aviv’ ile de benzer bir anlaşma imzalayabilir.

Görünen o ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın girişimi Azerbaycan Cumhurbaşkanları Aliyev ve Ukraynalı Zalensky'nin (bir Yahudi) arabuluculuğu ve belki de Biden'in desteğiyle gerçekleşti ve şu ya da bu şekilde Rusya politikasına yansıyacağından şüphe yok. Bölge, Türkiye'nin Azerbaycan ve Ukrayna ile olan seçkin ilişkileri nedeniyle Moskova'yı rahatsız ediyor.

Kısacası, Erdoğan'ın girişimi, hedeflediğini başarırsa, kendisinden bir sonraki adımı heyecanla bekleyecek olan tüm bölgesel ve uluslararası partilerin mevcut ve gelecek hesaplarının bütününde yeni bir sayfa açacaktır.

Başta Suriye olmak üzere tüm konularda Arap ve uluslararası anlaşmanın yokluğunda herkesin zayıflıklarını kullanma becerisi, tüm denklemlerin kilidi ve anahtarıdır. Bu onun için en önemli konudur.

Asıl oyuncu Erdoğan ile sözde ‘Arap Baharı’ndan bu yana Arap rejimlerinin gizli ve aleni anlaşma ve komplolarıdır!

 

/Al-Mayadin-İsrailpost

/Tercüme ve edit: Abullah Yiğit


İlginizi Çekebilecek Yazılar

Seçkinlerin İran Algısı
  • @israilpost
  • 26-09-2021
Seçkinlerin İran Algısı