• Yükleniyor

Filistin'den UCM'ye çağrı...


Filistin'den UCM'ye çağrı...
Paylaş :


Filistin, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden Siyonist rejim İsrail'in ve Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere karşı işlediği suçlar hakkında soruşturma başlatmasını talep etti.

Filistin, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden (UCM) Siyonist rejim İsrail'in ve Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere karşı işlediği suçlar hakkında bir an önce soruşturma başlatmasını talep etti.

Filistin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre; işgalci rejim İsrail makamları ve Siyonist/Yahudi yerleşimcilerin Kudüs'ü Yahudileştirmek ve Filistin'den koparmak için Filistinlilere, kutsal mekanlarına ve mülklerine yönelik saldırıların arttırdığı belirtildi.

Siyonist İsrail'in, Oslo Anlaşması'na göre işgal altındaki Batı Şeria'nın "C Bölgesi" olarak adlandırılan idare ve güvenliği Tel Aviv'e bırakılan bölgeleri, ilhak etmeye ve buradaki Filistin mevcudiyetine son vermeye çalıştığı belirtiliyor.

Siyonist İsrail makamları ve Yahudi yerleşimcilerin süregelen saldırılarına karşı uyarıda bulunulan açıklamada, UCM'den Filistinlilere karşı işlenen suçlar hakkında bir an önce soruşturma başlatması istendi.

UCM, 5 Şubat'ta ırkçı İsrail'in Filistin topraklarında işlediği savaş suçlarıyla ilgili soruşturmada, söz konusu suçları soruşturmak için yetkili olduğuna karar vermişti.

Mahkeme, aldığı bu kararla İsrail’in UCM’nin böyle bir yetkiye sahip olmadığı iddialarını redderek Filistin'de işlenen savaş suçlarına dair açılabilecek soruşturmaların yolunu açtı. 

Soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlara bakan UCM’nin verdiği karara göre Filistin'in Roma Statüsü'ne taraf devlet olduğu ve sınırlarının 1967 yılından bu yana işgal edilen Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'ü de içerdiği ifade edildi ve Filistin’e UCM’ye üye diğer ülkeler gibi muamele edileceği kaydedildi. Verilen kararda, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkının teyit edildiği de vurgulandı. 

İsrail’den ‘UCM Yahudi devletini hedef alıyor’ açıklaması

UCM’nin verdiği karara işgalci rejim İsrail’den sert tepki gelmişti. Siyonist rejim İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu yaptığı açıklamada eğer İsrail savaş suçlarıyla yargılanırsa bunun bir ‘antisemitizm’ olduğunu söyledi.

Netanyahu sözlerine “Naziler tarafından yapılan Holokost gibi Yahudi halkına yönelik zulmü önlemek için kurulan mahkeme, şimdi Yahudi devletini hedef alıyor" iddiasında bulunmuştu. 

Peki, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin verdiği bu kadar Filistin’i ve Filistin halkını nasıl etkileyecek? 

Söz konusu karar İsrail’in Filistin’e karşı uyguladığı agresif tutumlara bir yaptırım sağlayacak mı? 

İstanbul Gedik Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Selim Sezer Sputnik’e değerlendirdi. 

‘UCM’nin verdiği karar İsrail için ağır bir diplomatik darbe’

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin verdiği 1967 yılında işgal edilen Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün mahkemenin yetki alanına dahil edilmesi kararının işgalci rejim İsrail açısından ‘ağır bir diplomatik darbe’ anlamına geldiğini söyleyen Dr. Sezer “Bunu iki ayrı sebepten ötürü söyleyebiliriz. Birinci olarak, İsrail’in 2014 yılında yaşanan ve 1600 sivilin hayatını kaybettiği 52 günlük Gazze savaşında işlediği savaş suçlarından ötürü UCM’de yargılanması yönündeki girişimler uzun yıllardır sürdürülüyordu. Her ne kadar İsrail buna engel olmaya çalışsa da bu kararla birlikte bu tür girişimler lehinde önemli bir hukuki mevzi elde edilmiş oldu.

‘Bu kararın önemi Filistin’in bir mahkeme tarafından devlet olarak kabul edilmiş olması’

Kararın ‘diplomatik darbe’ olmasının ikinci sebebi ise bu kararla birlikte Filistin’in mahkeme tarafından bir devlet olarak kabul edilmiş olması. İsrail’in bu zamana kadar savunduğu tez, Filistin resmen bir devlet olmadığı için, sınırların karşılıklı olarak belirleneceği kalıcı bir barış anlaşması imzalanıncaya kadar, belirsiz olduğu savunulan Filistin topraklarının bu tür soruşturmaların yetki alanına giremeyeceği yönündeydi” ifadelerini kullandı. 

‘İşgal altındaki topraklara kendi vatandaşlarını yerleştirmek savaş suçu ancak Siyonist rejim İsrail bu politikasını aralıksız olarak devam ettiriyor’

Mahkemenin verdiği kararın sadece Gazze savaşında işlenen suçları değil, aynı zamanda Batı Şeria’da işlenen farklı türlerdeki suçları da soruşturma kapsamına alınabilecek türde olduğuna dikkat çeken Sezer “Bunun en başında da İsrail’in uluslararası hukuka aykırı şekilde inşa ettiği ve genişlettiği Yahudi yerleşim birimleri geliyor. Bilindiği gibi hiçbir devlet işgal ettiği topraklara kendi vatandaşlarını yerleştiremez ve böyle bir girişim sadece BM kararlarına aykırı bir durum değil, aynı zamanda Dördüncü Cenevre Sözleşmesi hükümlerine göre savaş suçudur. Ne var ki İsrail uluslararası toplumdan gelen tepki ve itirazlara rağmen hem Batı Şeria’da hem de Doğu Kudüs’te aralıksız olarak sürdürüyor ve hatta bu İsrail hükümetinin en temel ve vazgeçilmez politikaları arasında yer alıyor” dedi. 

‘Mahkeme yalnızca kişileri yargılama sürecine dahil edebiliyor, alınan bu karar Netanyahu’ya soruşturma açılmasına imkan verecektir’

Kararın Filistinliler adına çok önemli bir kazanım olduğuna işaret eden Sezer “Ancak bunun uygulamada nasıl bir karşılık alacağı müphemdir. Bilindiği gibi Lahey merkezli mahkeme, devletleri değil, yalnızca kişileri soruşturma ve yargılama süreçlerine dahil edebilmektedir. Kişilerin yargılanabilmeleri için ise ya UCM üyesi olan bir ülkenin vatandaşı olması ya da işlenen savaş suçunun UCM’nin yetki alanında olan bir devlet içinde işlenmiş olması gerekir. İsrail UCM üyesi değildir. Ancak Gazze ve Batı Şeria’nın yetki kapsamına alınmış olması, ‘bölgesel yargı yetkisi’ olarak adlandırılan şeyin devreye sokulmasıyla örneğin Benyamin Netanyahu’ya ya da yerleşimci liderlerine soruşturma açılmasına imkan verecektir. Ayrıca İsrail’in soruşturma izni vermemesi halinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin devreye girip soruşturma açması da en azından teknik olarak mümkündür” diye konuştu. 

‘İsrail bu zamana kadar kendisinin aleyhinde olan hiçbir uluslararası hukuk kuralına uymadı ancak bu sebeple hiçbir yaptırıma maruz kalmadı’

İsrail’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne üye olmamasından dolayı olası soruşturma ve yargılama süreçlerinde belirsizlikler ortaya çıkma ihtimaline vurgu yapan Sezer “Bu noktada altı çizilmesi gereken bir diğer önemli husus da, İsrail’in bugüne kadar Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bağlayıcı kararları dahil uluslararası hukukun kendisinin aleyhine olan hiçbir kararına uymamış ve bu sebeple herhangi bir yaptırıma maruz kalmamış olmasıdır” açıklamasında bulundu.

/Abdullah Yiğit


İlginizi Çekebilecek Yazılar