• Yükleniyor

Siyonizm Efsanesi: Holokost


Siyonizm Efsanesi: Holokost
Paylaş :


Holokost sözcüğü (Yunanca "bütün" anlamına gelen "holos" ve "yanık" anlamına gelen "kaustos"tan) Nazilerin İkinci Dünya Savaşı'nda Yahudilere yönelik uyguladığı iddia edilen soykırımın tercih edilen adı olmuştur.

Dünyanın egemen güçleri olan Amerika ve İngiltere, Yahudilerin, Nazilerin eliyle Avrupa’da uğradığı sözde zulme karşılık, Filistin'de Müslümanların topraklarını gasbetti, siyonistlerin buraları işgal etmeleri için seferber oldu.
 

Holokost sözcüğü (Yunanca "bütün" anlamına gelen "holos" ve "yanık" anlamına gelen "kaustos"tan) Nazilerin İkinci Dünya Savaşı'nda Yahudilere yönelik uyguladığı iddia edilen soykırımın tercih edilen adı olmuştur.

Siyonist yöneticilerin hem kendi halklarını hem de insanlığı inandırmaya çalıştığı efsaneye göre, 1933-1945 yılları arasında Nazi rejimi ve yandaşları, yaklaşık 6 milyon Yahudi'yi öldürdü. Bunun nedeni, 1933 yılında Almanya'da yönetime gelen Nazilerin, Almanları "üstün ırk", Yahudileri ise Alman ırkını tehdit eden yabancı bir güç olarak görmeleridir. İddialara göre Naziler, "Son Çözüm" adı altında Avrupa'daki en son Yahudi'ye kadar her birini silah, gaz odaları ve diğer yöntemlerle nasıl yok edebileceklerini kararlaştırmış ve 6 milyon Yahudi'yi öldürmüştür. Bu sayı, İkinci Dünya Savaşı'ndan önce Avrupa'da yaşayan Yahudilerin üçte ikisi kadardır.

Sözde Nazi katliamının ana üslerinden birisi olan Polonya'daki Auschwitz Toplama Kampı'nın müttefik kuvvetlerce kurtarılış günü 27 Ocak günü, 2005 yılında BM tarafından Uluslararası Holokost Anma Günü olarak kabul edilir.

Bugünün temellerinin atıldığı geçmişin doğru bilinmesi gerekir. Siyonistler neden "mağdur Yahudi" edebiyatıyla pazarlanmaya çalışılmaktadır? İslam coğrafyasında bugün yaşananların o gün sahnelenen oyun ile bir ilgisi var mıdır? Yoksa bir mit haline getirilen bu Holokost, siyonistlerin yalnızca kendi zulümlerini meşrulaştırma çabasından mı ibarettir? Tüm bu soruların cevabı bugün, özelde Filistin'de, genel olarak ise İslam coğrafyasında yaşananlara bakılınca çok daha iyi anlaşılacaktır.

Siyonistlerin bir efsane haline getirdikleri bu mevzuyu sorgulamak çok önemlidir. Yaklaşık 70 yıldır Filistin ve Lübnan halkına her türlü zulmü reva gören Siyonistler, başları sıkıştıkça "Tarihin en büyük soykırımı bize uygulandı." diyerek mazlumluk yarışında en ön sırayı kapmaya çalışır. Irak, Suriye, Pakistan, Afganistan, Libya, Sudan, Cezayir ve Somali'de milyonlarca Müslümanın katledilmesine seyirci kalanlar, sadece siyonistleri görür, onların acılarına! ortak olmaya çalışır, onlarla beraber gözyaşı döker.

İkinci Dünya Savaşı'nın sonlanması ile birlikte küresel emperyalizm ve siyonizm eliyle tüm dünya kamuoyunda Almanya ırkçılık ve soykırım ile suçlandı, Yahudilere ise mazlum ve mahrum millet (!) rolünü oynamak düştü. Dünyanın egemen güçleri olan Amerika ve İngiltere, Birleşmiş Milletler eliyle Yahudilerin Avrupa'da uğradığı sözde zulme karşılık, ne alakası varsa, Filistin'de Müslümanların topraklarını gasbetti, siyonistlerin buraları işgal etmeleri için seferber oldu.

Siyonistlerin sözde bağımsızlık ilan ettiği 1948 yılından bu yana İslam coğrafyasında estirdikleri terör nedeniyle kan ve gözyaşı hiç eksik olmadı. Amerikan emperyalizminin İslam coğrafyasındaki ileri karakolu olma misyonunu yüklendiler. ABD ve Avrupa devletleri siyonistlerin geleceğini garanti altına alma adına Birleşmiş Milletleri de kullanarak Holokost'u inkâr etmeyi dünya çapında yasakladı. Aralık 1948'de kabul edilen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Ocak 1951'de yürürlüğe girdikten sonra Yahudi soykırımının inkârı birçok ülkede yasaklandı, para ve hapisle cezalandırıldı.

Holokost'u konuşmak bile suç olunca, bırakın böyle bir olayın yaşanıp yaşanmadığını sorgulayabilmeyi, yarım asır boyunca kimse "Eğer Avrupalılar Yahudilere soykırım yaptıysalar bunun bedelini niçin Filistinliler ödüyor?" sorusunu sormadı. Eğer Avrupalıların işlediği bir cinayet varsa bedelini onların ödemesi gerekmez miydi? Onlara Almanya, Polonya ya da Rusya'dan toprak vermeleri gerekirdi çünkü iddiaya göre Holokost bu topraklarda gerçekleştirildi. Yahudilerin hamisi rolünü kimseye kaptırmayan ABD, gerçekten bu iddiasında samimi ise niçin bir eyaletini onlara tahsis etmedi de İslam coğrafyasını zulüm, kan ve gözyaşı ile doldurdu? Bu sorular dünya kamuoyunda maalesef dillendirilmedi.

Kitlelerin bu efsaneye inanmaları için de kitaplar yazıldı, konferanslar verildi, anma törenleri düzenlendi, en önemlisi de birbiri ardına filmler çevrildi. İkinci Dünya Savaşı'nda Yahudiler gruplar halinde gaz odalarında soykırıma uğramadılar ama daha sonraki yıllarda sinema salonlarına doldurulan kalabalıklar, o gaz odalı soykırım filmleriyle kandırıldılar. Milyonlarca izleyici, soykırım filmlerini dehşet içinde seyretti. Soykırım filmlerini neden sürekli Yahudilerin çevirdikleri bir kere olsun sorgulanmadı. "Yahudi soykırımı" yalanını, propaganda yoluyla kamuoyunun zihnine enjekte eden en büyük araç kuşkusuz Hollywood oldu. Holokost filmlerini art arda sıralayan soykırımcı yönetmenler, sözde "siyaset için sanat" düsturunu benimsedi.  

Peki, 6 milyon Yahudi'nin öldürülmüş olması propagandasının kabul görmesinin sonucu ne oldu? Bunun kabulü ile siyonist çetenin Filistin'de uyguladığı işgal bir anlamda meşrulaştırmak istendi. Siyonistler, masum insanların toprağını gasbetmiş bir çete iken, masum ve mazlum insanların yurdu olarak lanse edilmeye çalışıldı. Siyonistlere karşı kendi can, mal ve topraklarını savunma amacıyla meşru direniş gösterenler ise Nazilerle özdeşleştirildi.

'Holokost', 'Yahudi katliamı', 'Yahudi soykırımı' diye diye, günümüzde inim inim inleyen diğer bütün insanların acı ve ıstırapları örtbas edilmeye çalışıldı. Filistinlilerin gördükleri zulüm önemsiz gösterildi. Sadece Irak'ta ambargo yüzünden ölen yüz binlerce çocuk görmezden gelindi. Nazilerin öldürdükleri birkaç bin Yahudi'ye bedel İslam coğrafyasında milyonların hayatına kastedildi.

Öyle gözüküyor ki ya dünyanın en mantıksız, en anlaşılamaz ve en açıklanamaz olayıyla karşı karşıyayız ya da resmi tarihin bize anlattığı soykırım hikâyesinde garip bir şeyler var. Daha doğrusu, gerçekten de soykırım diye bir şey var mı?

Holokost Siyonizme bağlı Yahudi ve Yahudi olmayan radikal ve etkin kesimlerin yararlandığı bir kaynak sayılır.

Holokost hakkında 70 yıl kadar geçmişe sahip olan belgelerin bulunduğu anlatılmaktadır. Bu belgelere ise sırf özel kişilerin erişiminin olduğu ileri sürülüyor. Son yıllarda ise Siyonistler Holokost etrafında kuşku uyandıran açıklamaların yapılmasına tepki olarak büyük propagandif çalışmalar başlatmışlardır. Bu çerçevede kitaplar, sinema filmleri ve çarpıtılmış anı kitapları yayımlanmıştır. Adolf Eishmen kitabı ve Schindler Listesi filmi Holokost evhamlı düşüncesini destekleyen eserlerdir. Bu eserlerde Siyonistlerin sözde Holokost ile ilgili açıklamaları yer almaktadır.

Son dönemde Holokost ve Facebook arasındaki bağ, Siyonistlerin İkinci Dünya Savaşındaki olaylar hakkında ifşaatların yapılmasından korku duyduğunu da gösteriyor. Bu çerçevede geçen hafta Facebook şirketi genel müdürü Mark Zuckherberg Holokost etrafında yeni siyasetler açıklamış ve bu siyasetlere esasen Holokost'u inkar eden veya çarpıtan paylaşımların yasaklanmasını kararlaştırmıştır. Bu doğrultuda Nazilerin katliamları hususunda bilgi toplamak isteyen kişilerin sözde güvenilir kaynaklara yönlendirilmesi kararlaştırılmıştır. Siyonistler ise Facebook'un bu kararını memnuniyetle karşılamış ve Holokost'un inkarının tarihi bir husus olmadığını Anti-Semitizm çalışması ve propagandası olduğunu öne sürmüş. Siyonist Rejim dışişleri bakanlığı 13 Ekim günü Twitter hesabında Facebook'u överek şöyle bir paylaşım yaptı: " Holokost'un inkar edilmesi tarihi bir mevzu değil Anti Semitizm propagandalarının kötü huylu türüdür. "

Moskova baş hahamı Pinchas Goldschmidt Avrupalı Yahudiler Din Adamları Konferansında yaptığı konuşmada Facebook'un kararının daha fazla girişimler ile tamamlanmasını istedi. Bu haham özellikle de koronavirüs krizi döneminde aşırı sağcı girişimler ve Anti Semitik açıklamaların sosyal medyada arttığını da belirtti. Uluslararası Auschwitz Komitesi Yürütme Kurulu Başkanı Christoph Heubner ise Facebook'un bu adımını çok önemli sembolik bir adım olarak değerlendirdi. Heubner , Zuckerberg'in sonunda kendi sosyal medya ağının gücüne vakıf olduğunu ve Anti Semitik ve aşırı sağcı hareketlerin nüfuzunu ve bu ağı suistimalinin farkına varmıştır. Tabii ki Zuckerberg yaklaşık iki yıl önce tartışmalara yol açan röportajında da Holokost'u reddeden ve Anti Semitik açıklamaları yasaklayamayacağını belirtmişti. Zuckerberg zaten kendisinin de bir Yahudi olduğunu Anti Semitik açıklamalardan rahatsız olduğunu belirterek Facebook'un böyle bir açıklamaları ve görüşleri silmekle görevli olmadığını, yapılan yanlışların da kasıtlı ve garazkar olmadığını öne sürmüştü. Facebook veya her hangi başka bir Amerikalı şirketin Yahudilerin öldürülmesi efsanesinin korunmasına gösterdiği özen aslında şaşkınlık sebebi olmamalıdır. Ancak Facebook bu kez hem Holokost'u eleştirenlerin görüşlerini yasaklamış hem de Holokost yalanı ile ilgili bilgileri kanalize etmeye çalışmıştır.

Facebook şirketinin itirafına göre sanal ortam kullanıcıları Holokost kelimesini aradıklarında sözde doğru ve güvenilir kaynaklara yönlendirileceklerdir. Bu gelişmeyi komik hale getiren durum ise Facebook'un dolaylı bir şekilde ifade özgürlüğünü ayakları altına almasıdır. Facebook yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verdi: "Bu hususta ifade özgürlüğü alanında yaşanan gerilimlere rağmen Holokost'u inkar etmenin verdiği zararları en aza indirmek istiyoruz. " Tabii daha önce de ifade özgürlüğü havariliği yapan taraflar bu tür girişimlerde bulunmuşlardı. Örneğin Amerika'da eşcinsellerin gökkuşağı bayrağının yakılmasının cezası hapse atılmaktadır. Ya da Şehit General Kasım Süleymani'nin fotoğrafını ve resimlerini taşıyan sosyal hesapların kapatılması da bu hususta ilgi çekici ihlallerden sayılır. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei'nin Avrupalı gençlere hitaben mektubunun yayımlanmasının önlenmesi, Holokost'u eleştiren medyatik ve sanat çalışmalarının engellenmesi, Holokost aleyhinde konuşan muhabirler ve sunuculara çalışma yasağı getirilmesi benzer girişimlerden sayılır.

İfade özgürlüğüne yönelik bu çifte standartlı yaklaşımlar ve de riyakarca tavırlar o kadar açık ve nettir ki defalarca dünya siyasi ve dini liderleri ve şahsiyetlerinin de tepkilerine yol açmıştır. Bunun son örneği ise Fransalı bir mizah dergisinin Allah Resulü Hz. Muhammed saa'e yönelik saygısızlığı idi. Bu kışkırtma ise Müslümanların ve farklı siyasi ve kültürel şahsiyetlerin tepkilerine yol açmıştır. 1939 yılında başlayan İkinci Dünya Savaşı 1945 ila 46'ya kadar devam etti. Bu savaş Avrupa merkezli olup dünyanın diğer noktalarını da etkiledi. Bu savaşta Nazi Almanya Faşist İtalya ve Japon İmparatorluğu ile beraber Fransa, İngiltere ve Çin aynı zamanda Sovyetler Birliği ve Amerika ile savaşmaya başladı. Çok ağır sonuçları olan İkinci Dünya Savaşında Avrupa'nın tüm bölgeleri, Asya ve Afrika'nın da bazı bölgeleri savaş ve çatışma alanında dönüştü. Bu savaşın doğrudan ve dolaylı zayiat sayısı ise milyonları buldu. Bu savaşta en çok zayiat ve hasar ise Almanya, Sovyetler Birliği, Japonya, Çin ve diğer Avrupa ülkelerine yönelikti. Bu arada Amerika bu savaştan en az zarar gören en fazla çıkar sağlayan ülke oldu.

Tabii Holokost hikayesi Avrupa tarihinin bu evresi ile kısıtlı kalmamıştır. Yahudiler, İkinci Dünya Savaşı yılları boyunca Almanya hükümetinin, Hitler'in anti semitik ve ırkçı söylemleri ve düşünceleri ile yönetildiğini ve kimi talimatlar üzerine Almanya ve diğer ülkelerdeki Yahudileri toplayarak onların toplu kamplarında öldürülmesini ajanda olarak belirlediğini iddia ediyor. Yahudiler bu iddialarında Nazi belgelerinde görülen "Son Çözüm" ifadelerine dayanarak bundan kastedilenin soykırım olduğunu belirtti.

Siyonistlerin iddiasına göre her kampta yapılan katliamların toplam rakamı 10 milyonu aşmıştır. Ancak açık bir çelişki içerisinde Siyonistler daha sonra bu rakamın milyon kadar olduğunu belirttiler. Siyonistler şimdi de 6 milyonu aşkın Yahudinin hayatını kaybettiğini iddia ediyorlar. Bu katliamların ve sözde soykırımın da insanların yakılarak gerçekleştirildiğini iddia ediyor.

Günümüzde ise Holokost Yahudilerin kâr kaynağına dönüşmüş ve hatta Holokost endüstrisinden bile söz edilmiştir. Holokost'un ekonomik yanları sırf Almanya'nın Siyonist Rejim ve Yahudilere 2023 yılına kadar ödemek zorunda olduğu tazminatla kısıtlı değildir.

Holokost şimdi de Batılı ülkeleri Siyonist Rejim İsrail ve Yahudilerin etrafında yatırım yapmaya teşvik eden ve onların ilgisini çekmek için kullanılan bir araçtır. Ekonomik çıkarların yanı sıra bu kârlı kaynak Siyonistler için diplomatik ve küresel kazanımlar da kazandırmıştır. Amerika ve diğer Batılı ülkelerin Siyonist Rejim İsrail'i uluslararası çevrelerde ve kamuoyu nezdindeki desteklemeleri hep Holokost üzerinden açıklanmaya ve izah edilmeye çalışılmıştır.

Holokost'un temelini oluşturan mağdur gösterme propagandif çalışmaları Siyonistlerin beslendiği asıl kaynaktır. Bu çerçevede Siyonistler bu kaynağın çıkarlarından yararlanmalarının yanı sıra kamuoyunu da Yahudilere karşı yumuşak davranmaya sevk etmeye çalışıyorlar. Onlar hayata geçirdikleri bu propaganda sayesinde sözde bu tür cinayetlerin önlenmesi için bir toprak parçasına sahip olmaları gerektiğini öne sürüyorlar. Böylece Siyonist Rejim İsrail'in Holokost'u bir araç olarak kullandığı görülmektedir.


İlginizi Çekebilecek Yazılar

15 Mayıs Nekbe Günü
  • @israilpost
  • 15-05-2021
15 Mayıs Nekbe Günü