• Yükleniyor

Hasan Ruhani: İran'ın 'Diplomat Şeyhi' hayatı ve mirası


Hasan Ruhani: İran'ın 'Diplomat Şeyhi' hayatı ve mirası
Paylaş :


Uzun zamandır İran siyasetinin ön cephesinde onlarca yıl geçiren Hasan Ruhani, uluslararası diplomasisinin de merkezinde yer aldı.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, yaklaşık sekiz yıl iktidarda kaldıktan sonra Ağustos ayında görevinden ayrılacak. (bu dönemin sonrasında birçok İranlı için diplomatik kargaşa ve mali sıkıntı dönemi daha da artacak)

Cuma günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, din adamı ve yüksek yargı başkanı İbrahim Raisi, sosyal reformlara ve Batı ile ilişkilerin yeniden canlandırılmasına şiddetle karşı çıkan ülkenin muhafazakarlarını memnun edecek şekilde ve Ruhani'nin iktidara gelmesine de yardımcı olan reformcuları da dehşete düşüren bir şekilde Ruhani'nin yerini alacak.

İçişleri Bakanı Abdulreza Rahmani Fazli tarafından açıklanan rakamlara göre, Raisi yüzde 61.95 oyla cumhurbaşkanı seçildi. Diğer üç aday Cumartesi günü erken saatlerde yenilgiyi kabul ederek seçimden çekilmişti. 

Ruhani, yaptığı açıklamada "halkı, seçimlere katıldıkları için tebrik ediyorum" dedi. Muhafazakar kuruluşla sürekli bir savaşın ortasında mücadele veren Cumhurbaşkanı, nükleer politika aracılığıyla, Batı ile müzakere etme ve interneti ve sosyal medyayı sıradan İranlıların hizmetine sunarak geride iyi bir miras bırakıyor.

Aslen Pers mitolojisinde bir kraldan sonraki kişi anlamına gelen Feridun isminden rahatsız olan Ruhani, 1948'de İran'ın Kuzey-orta Semnan eyaletindeki bir ilçe olan Sorkheh’de nesiller boyu ailesinin hüküm sürdüğü bir evde doğdu.

Babasının bir bakkalı vardı, ancak Ruhani, Şii din adamları olan büyükbabasının ve büyük büyükbabasının yolunu izledi.

Ruhani, Semnan medresesinde okumak için ilçesini ve okulunu sadece 12 yaşında terk etti. Bir yıl sonra, 1961'de Tahran'ın güneyindeki medreseleriyle ünlü kutsal Kum şehrinde başka bir eğitim okuluna transfer oldu.

Din adamları ve medrese personeli din dışı eğitime karşı olduklarından, devlet okullarında eğitime iyi bakmıyorlar, ancak Ruhani bu gayretinden vazgeçmedi ve gizlice diploma almak için okuluna devam etti.

Bir keresinde, eğer medresede birileri devlet okulunda okuduğunu öğrenirse, medreseden ihraç edileceğini söyledi. Ama bu zorluktan kurtuldu ve böyle birşey olmadı Ruhani üniversite seçim sınavına girdi ve 1969'da Tahran Üniversitesi Hukuk fakültesine kabul edildi.

Bir yıl boyunca genç Ruhani, Kum ve Tahran arasında gidip geldi. Ancak evlendikten sonra, başkentte okumak ve yol derdinden kurtulmak için medreseden ayrılmaya karar verdi.

O zamanlar Ruhani, ABD destekli Şah'a karşı devrimci mücadelesine ciddi bir şekilde yeni başlamıştı, ancak ilk tecrübesi daha 16 yaşında iken otokratik lidere (Şah) karşı konuştuğu için tutuklandı.

İmam Humeyni ile irtibatı

Yavaş yavaş, Tahran ve İsfahan gibi şehirlerde görüşmeler yaparak popüler bir dini konuşmacıya dönüştü.

1977'de, 1979 İslam Devrimi'nin lideri Ruhullah Humeyni'nin en büyük oğlu için yas töreninde bir konuşma yapması için seçildiğinde, şaşırtıcı bir şekilde, Şii Müslümanlar tarafından Hz. Muhammed'in ilahi ve politik halefleri olarak görülen 12 imam için kullanılan bir terim olan “İmam” olarak Ayetullah Humeyni'yi adlandırdı.

Bunu Ruhani daha sonra anılarında yazdı, Humeyni'nin devrimci statüsüne bir selam ve Tanrı tarafından söylenen Hz. İbrahim'e bir karşılaştırma oldu: ”seni insanlığın İmamı yapıyorum" hitabı İmam Humeyni için de geçerliydi.

Ruhani medresede, Şii İslam'da üst düzey bir dini lider için kullanılan Ayetullah sıfatına yakışmadığı için Feridun soyadını kullanmamaya başladı ve bu dertten kurtuldu.

Yavaş yavaş Ruhani soyadını kullanmaya başladı, ancak yasal olarak soyadı değişimi yapmadı.

Bu, 1979'da İran'dan İngiltere'ye kaçmak zorunda kaldığında bunun bir şans olduğu ortaya çıktı. Kaçmayı başardı çünkü Şah'ın gizli polisi bir "Ruhani" arıyordu, onun ismi ise kullanmadığı "Feridun"du. 

İngiltere'de Lancaster Üniversitesi'nde Hukuk okudu.

Daha sonra Harvard Üniversitesi, Cambridge, Massachusetts, ABD'ye kabul edildi ve orada üniversite tahsiline devam etti.

Ancak İslam Devrimi'nin zaferi, akademik hırslarına son verdi ve eve hızlı bir şekilde geri döndü.

Ruhani'nin yükselişi

Daha sonraki dönemde bugün dini lider olan ve ogün Savunma Bakanlığı başkan yardımcısı olan Ali Hamaney, Ruhani'yi ordunun dini kanadını oluşturmakla görevlendirdi.(Devrim muhafızlarının kuruluşu)

Bir yıl sonra, 31 yaşında olsn Ruhani Parlamento seçimlerinde yarışa girdi ve milletvekili seçildi. Daha sonra da Parlamento Savunma Komisyonu Başkanı olarak görev yaptı.

Daha sonra Cumhurbaşkanı olan Parlamento Başkanı Ayetullah Ekber Haşimi Rafsancani ile birlikte Ruhani, devam eden sekiz yıllık İran-Irak savaşını hızlı bir şekilde sona erdirmenin bir yolunu bulmak için Bilge Adamlar Konseyi adı altında sol ve sağ milletvekillerinden oluşan gizli bir grup kurdu.

Onların önerileri bir işe yaramazken Ruhani kurnaz bir siyasi yöneticinin özelliklerini göstermeye başladı.

1980'ler, hala öfkeli savaşı ile tekrar kapalı kapılar ardında toplantılara dahil oldu. İran'ı, Amerikan rehinelerinin serbest bırakılması karşılığında - silah ambargosuna rağmen - İran'a silah satmayı planlayan ABD ile müzakereci olarak temsil etmek üzere seçildi.

Bazı silahlar Tahran'a teslim edildi ve bazı ABD rehineleri serbest bırakıldı, ancak daha sonra İran - kontra skandalı olarak bilinen komplo açıklamalrı nedeniyle (Lübnanlı bir dergi tarafından ortaya çıkartıldığında) 1986 da bu yapılanma dağıtıldı.

1989 yılında, Ruhani'nin sekreteri olduğu ve Ayetullah Hamaney'in temsilcisi olarak adlandırıldığı önemli dış politika, iç güvenlik ve savaş konularında nihai kararlar vermekle görevli Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi kuruldu.

Nükleer dönem

Bu noktada 'Diplomatik Şeyh' olarak bilinen Ruhani'nin iradesi, Rafsancani'nin 1989-97 yılları arasında süren Başkanlığı sırasında birkaç kez hayal kırıklığına uğradı.

Rafsancani'nin kabinesinin eski bir üyesine göre, Rafsancani ve hükümet kabinesi, Ruhani'nin ABD ile anlaşmazlıkların çözülmeye değer olduğu inancına katılmadığı için onu Dışişleri Bakanı olarak atanmasını uygun görmedi.

Ruhani, bu dönemde kendi evinde de bazı zorluklarla karşı karşıya kaldı. 1996 yılında, 18 yaşındaki oğlu evde ölü bulundu. O zaman, ölüm nedeni hakkında üç farklı görüş vardı: intihar, kazayla silahla vurulmuş olabilir ve bilinmeyen bir saldırgan tarafından öldürülmüş de olabilir

Ertesi yıl Ruhani, muhafazakar rakibi Rafsancani'nin halktan daha fazla destek aldığını görerek 1997 cumhurbaşkanlığı seçimleri için seçim kampanyasından çekildi.

2003 yılında Ruhani, büyük Ayetullah Hüseyin-Ali Muntazeri'nin ev hapsinden serbest bırakılması işinde önemli bir rol oynadı. Muntazeri bir zamanlar Ayetullah Humeyni'nin seçilmiş halefiydi, ancak anlaşmazlıklar sonrası görevden alındı.

Aynı yıl, İran ve Irak tarafından terörist olarak etiketlenen bir grup olan Halkın Mücahitleri Örgütü (MEK), İran'ın nükleer programı hakkında bazı iftira mahiyetinde iddialarda bulundu ve bu iddialar da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) soruşturma başlatmasına yol açtı.

Tahran, İran ile Batı arasındaki yirmi yıllık gerginliği başlatan bir nükleer bomba elde etme çalışmasıyla suçlandı.

Ruhani, anlaşmazlıkları çözmek için üç Avrupa ülkesiyle (İngiltere, Almanya ve Fransa) müzakerelere öncülük etti.

Yine de, yaptıkları birkaç anlaşma uzun sürmedi, çünkü sertlik yanlısı radikal görüşlü Mahmud Ahmedinejad 2005 yılında cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandı ve Tahran'ı zor bir durumda bıraktı. Açıklamaları ve o dönem yapılanlar İran'a karşı yedi adet BM Güvenlik Konseyi kararı alınmasıyla sonuçlandı.

Ahmedinejad göreve geldiğinde Ruhani, Yüksek Milli Güvenlik Konseyi'ndeki görevinden istifa etti.

Rafsancani'ye destek

2009 yılında Ruhani tekrar göreve aday olmaya çalıştı.

Middle East Eye (MEE) ile isim açıklanmamak koşuluyla konuşan bir kaynağa göre, siyasi bir kampanya başlattı. Hatta seçimlerde birlik olmak için ılımlı bir muhafazakar ile görüşmeye başladı. Yine de, popüler reformist Mir-Hüseyin Musavi'nin seçimlere katılmayı planladığını görünce devam etmemeye ve seçimlere katılmamaya karar verdi.

2013 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, İslam Cumhuriyeti'nin tercih ettiği adaylardan muhalefetin lideri olarak kabul edilen Rafsancani'nin, adayları incelemekle görevli olan sertlik yanlılarının hakimiyetindeki Muhafızlar Konseyi tarafından seçimlere katılması şaşırtıcı bir şekilde yasaklandı.

Ruhani, veto öncesinde Rafsancani'nin adaylığından korkarak yarıştan ayrılmak istedi. Fakat yine de şartlar gereği seçim çalışmalarına devam etti.

Adaylığı yasaklanan Rafsancani ise ağırlığını Ruhani'ye destek vererek gösterdi. Reformistler, Ruhani'nin aldığı halk ndesteğinin kendi adaylarına verilen desteği aştığını görerek aynı şeyi yaptılar.

Ruhani ayrıca televizyonda yayınlanan tartışmalarda belagatı ve güzel açıklamaları ile ün kazandı ve sertlik yanlısı siyasi rakiplerini canlı yayında yeni gerçekleri ortaya çıkararak halkı kendisinin başarılı olacağına ikna etti.

Büyük vaadi, İran'ın nükleer gelişimi konusundaki uluslararası anlaşmazlığa son vermek, ağır yaptırımları ortadan kaldırmak, İranlılar için ekonomiyi ve yaşam kalitesini daha da iyileştirmek.

Cumhurbaşkanı seçildiği zaman, Dışişleri Bakanı olarak nükleer müzakerelere öncülük etmek için yakasız gömleğiyle tanıdık bir figür olan kariyer diplomatı ve akademisyen Muhammed Cevad Zarif'i seçti.

Ruhani hükümetine yakın bir kaynak MEE'ye verdiği demeçte, "Zarif  ilk başta Ruhani'nin teklifini kabul etmedi" dedi, ancak Ruhani ısrar etti.

Kaynak, "sonunda Zarif, ailesi tarafından İran'ın diplomatik kurumu dışişleri bakanlığına liderlik etmeye ikna edildi" dedi.

“Zarif'in görevi için başka bir yarışmacı daha vardı: Ruhani'nin kampanyası sırasında aktif olan kıdemli diplomat Mahmud Vaezi. Vaezi dışişleri bakanı olabilmek için büyük ölçüde lobi yaptı, ancak Zarif'in Ruhani'nin zihnindeki yerini alamadı.”

Obama'nın konuşması

Birbirlerini iyi tanıyan, 2003-2005 yılları arasında nükleer müzakereler konusunda yoğun işbirliği yapan Ruhani ve Zarif, kısa bir süre sonra "5+1", BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi (Çin, Fransa, Rusya, İngiltere ve ABD) ve Almanya ile ayrı müzakereler başlattı.

Eylül 2013'te, Ruhani Tahran için New York'tan ayrılırken, o ve ABD eski Başkanı Barack Obama, İran ile ABD arasındaki otuz yıllık düşmanlıktan sonra ilk kez telefonda konuştular.

Ruhani hükümetine yakın bir diplomatik kaynak, MEE'ye “Ruhani-Obama telefon görüşmesinin daha sonra cumhurbaşkanını eleştiren [dini lider] Hamaney'in haberi olmadan gerçekleştiğini" söyledi.

"Ancak konuşma, güven inşa ettiği ve Tahran ile Washington arasındaki diplomatik ilişkiler için daha iyi bir gelecek vaat ettiği için nükleer müzakerelerin yolunu açtı.”

"İlk başta, birbirleriyle tanışmak istediler" diye devam etti, "ancak yayınlamak istedikleri ortak bildiri hakkında bir anlaşmaya varmadılar.”

Müzakereler, yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran'ın nükleer programına bazı sınırlamalar getiren 2015'te başarılı bir anlaşma sağladı. Yıkıcı yaptırımlardan bıkan halk sevinçliydi, İranlılar anlaşmayı kutlamak için sokaklara döküldü. Ülke ekonomisi de gençleşmeye başladı.

Ancak Ortak Kapsamlı Eylem Planı, reformistlerin ve Ruhani'nin ABD'ye teslim olmanın şüpheli onuruyla kredilendirilmesini istemeyen sertlik yanlısı grubun ciddi muhalefetiyle karşı karşıya kaldı.

'Maksimum basınç' kampanyası

Kasım 2017'de ABD’nin Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump, beklenmedik bir şekilde beyaz Saray'ı devralarak rakibi Hillary Clinton'ı yendi.

Birkaç ay sonra Haziran ayında İran seçimleri, Reformist destekli Ruhani ile sertlik yanlısı din adamı Raisi arasında ateşli bir yarış olarak gerçekleşti.

Ruhani'nin tartışmalardaki güçlü varlığı ve sert ve çekici konuşmalar reformist grubu Cumhurbaşkanı lehine oy kullanmaya teşvik etti.

Ekonomi gelişirken, Trump, 2015 nükleer anlaşmasından çıkarak seçmenlerine verdiği sözü yerine getirdi ve İran'ın para birimi riyalin değerinin serbest piyasada düşüşünü sağladı.

Aynı zamanda, İran ekonomisi ABD'nin Tahran'ın petrol satışlarına yaptırımlar koymasıyla küçülmeye başladı.

Ruhani, yaklaşık dört yıl boyunca Trump'ın "Maksimum Baskı" kampanyasıyla savaştı. Yine de, ABD karşısında siyasi ve ekonomik direnişine insanların geçim kaynakları üzerindeki baskının artması eşlik ettiği için onun için çok pahalıydı.

Bu, bir zamanlar çok popüler olan Diplomatik Şeyh'i İranlılar arasında en az popüler politikacıya dönüştürürken, aynı zamanda cumhurbaşkanını destekleyen Reformistlere de büyük bir darbe indirdi.

Daha sonra, sertlik yanlısı yargı sistemi İran'da Telegram'ı yasakladı, ancak Ruhani yönetimi İnstagram'ın engellenmesine başarılı bir şekilde direndi ve aynı zamanda ülkenin kırsal alanlarının çoğunu 4G internet çatısı altına aldı.

Protestolar nadir

Ruhani'yi büyük ölçüde itibarsızlaştıran şey, 2019-2020 İran'da benzin fiyatlarındaki artış nedeniyle halkın yaptığı protestolardı.

Ülke çapındaki gösterilere yanıt olarak, güvenlik güçlerinin ülke genelinde insanlara ateş açtığı, sokaklarda terör ve yağma suçlamasıyla yüzlerce insanın öldürüldüğü açıklandı.

Ruhani, televizyonda yayınlanan bir konuşmada protestocuları yüzlerinin kameraya kaydedildiği ve cezalandırılacakları konusunda uyardı. Bu sözler Ruhani'nin popülaritesini azalttı.

Ancak bir kaynak MEE'ye şunları söyledi: "Ruhani, halkı değil IRGC'yi ve güvenlik kurumlarını uyarıyordu.

 “Ruhani yönetimi göstericilerin hükümeti devirmek istediklerine inanıyordu.”

8 Ocak 2020'de Ukraynalı bir yolcu uçağının düşürülmesi ve bunun sonucunda 176 kişinin ölümü, Ruhani hükümetini daha da zor bir duruma soktu. Başlangıçta ülkesinin-hükümetin olayda herhangi bir rolü olduğunu reddetmesiyle hayal kırıklıklarını daha da kötüleştirdi.

Ancak, daha sonra IRGC'nin yanlışlıkla uçağı hedef aldığı açıklandı. Buna karşılık, Ruhani hükümet yetkililerinin gerçeklerden habersiz olduklarını açıkladı, ancak halk tarafından sahtekar olarak tasvir edildikleri için bu çok geç oldu.

Ruhani ayrıca Covıd-19 salgını nedeniyle de eleştiriyle karşı karşıya kaldı. Salgın, İran'da başka yerlerden daha ölümcül olduğunu kanıtladı ve resmi sayıma göre 80.000'den fazla insan hayatını kaybetti.

Miras için mücadele

Ruhani Ağustos ayında resmi olarak görevinden ayrılmaya hazırlanırken, en azından ülkeye kalıcı bir miras bırakmaya çalışıyor: 2015 nükleer anlaşmasının yeniden canlanması.

Bu bağlamda, İran ve ABD son iki aydır dolaylı görüşmelerde bulundular ve bir anlaşmaya varmaya yakın görünüyorlar.

Diplomatik Şeyh'in dönemi sona ermesine rağmen, Batı ile müzakere etme ve internet ve sosyal ağlara erişim sağlama konusunu insanların gözünde kritik konulara başarıyla dönüştürdü.

Sonuçta sertlik yanlısı adayları bile oy kaybetmemek için kamuoyu tartışmalarında aynı pozisyonları desteklemeye zorladı.

 

/MEE-İsrailpost

/Tercüme ve edit: Abdullah Yiğit


İlginizi Çekebilecek Yazılar

Henry Kissinger Kimdir?
  • @israilpost
  • 22-08-2021
Henry Kissinger Kimdir?
Noam Chomsky Kimdir?
  • @israilpost
  • 31-07-2021
Noam Chomsky Kimdir?
Pat Robertson Kimdir?
  • @israilpost
  • 28-06-2021
Pat Robertson Kimdir?