• Yükleniyor

'İşgalci İsrail'in Kudüs'te Hakkı Yoktur'


'İşgalci İsrail'in Kudüs'te Hakkı Yoktur'
Paylaş :


Yahudi profesör Norman Finkelstein işgalci rejim İsrail'i eleştirerek, “Tek hakkı bavulunu toplayıp Filistin'den gitmek” dedi.

ABD’de yaşayan ünlü Yahudi profesör Norman Finkelstein, işgalci rejim İsrail saldırılarına ilişkin, "İsrail sadece savaş suçları işlemiyor, insanlığa karşı suç işliyor ki bunlar uluslararası hukuka göre en iğrenç ve korkunç suçlar" dedi.

Finkelstein "İsraillilerin Doğu Kudüs'te hiçbir hakkı yoktur. Gazze'de hiçbir hakkı yoktur. Ve şunu vurgulayayım ki, kendilerini savunma hakları da yoktur. Sadece tek bir hakları vardır, bavullarını toplayıp (Filistin'den) ayrılma hakları" açıklamasında bulundu.

Yeni Şafak Gazetesi’nin verdiği habere göre; Siyaset Bilimci Finkelstein, Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesinde Filistinli ailelerin evlerinden çıkarılması gerginliği ile başlayıp teravih namazında Mescid-i Aksa’nın Siyonist rejim İsrail polisi tarafından basılması ve ardından Gazze’ye yönelik saldırılarla ilgili gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) 27 Nisan’da yayınladığı "Bir eşik asıldı: İsrailli yetkililer ile apartheid ve zulüm suçları" başlıklı raporuna atıfta bulunan Finkelstein, "Buna göre sahip olduğumuz birinci gerçek, İsrail sadece savaş suçları işlemiyor, insanlığa karşı suç işliyor ki bunlar uluslararası hukuka göre en iğrenç ve korkunç suçlar." diye konuştu.

Finkelstein, ikinci olarak, Siyonist rejim İsrail’in işgal altında tuttuğu Filistin topraklarından ayrılmayacağını defalarca beyan ettiğine ve uluslararası hukuka göre yasa dışı ilhak yaptığına işaret ederek şunları söyledi:

"Eğer şu anki durum yasa dışı bir ilhaksa, İsraillilerin Doğu Kudüs'te hiçbir hakkı yoktur. Gazze'de hiçbir hakkı yoktur. Ve şunu vurgulayayım ki, kendilerini savunma hakları da yoktur. Sadece tek bir hakları vardır, bavullarını toplayıp (Filistin'den) ayrılma hakları."

Filistinli Direnişçiler Haklı

Doğu Kudüs’te ve Gazze’de son günlerde yaşanan olayların İsrail'in uzun vadeli, sistematik ve planlı girişiminin mikroskobik bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Finkelstein, Filistinlilerin topraklarının işgali olayının İsrail’in kuruluş yıllarından daha geriye uzandığını belirtti.

Finkelstein, sözlerine şöyle devam etti:

"Süreç 1948'de sona ermedi. İsrail kurulduğundan sonra da süreç devam etti. İsrail’in sistematik, yöntemli şekilde el koyma ve hırsızlığı gün be gün hala devam ediyor. Buna gerçek ifadeyle 'Filistin topraklarının çalınması' diyelim. Ve şimdi gördüğünüz şey, gerçekten de bu sistematik, metodik hırsızlık ve Filistin topraklarının soygununun bir mikrokozmosudur."

Uluslararası hukuk ve İsrail’in insanlık dışı eylemleri dikkate alındığında Filistinlilerin hırsız devlete karşı topraklarını savunmak için her türlü yolu kullanma hakkına sahip olduğunu vurgulayan Finkelstein, "Eğer bu ifade yerindeyse, yurttaşlarınız bu toprak soyguncuları ve toprak hırsızları tarafından saldırıya uğruyorsa, buna direnmek için her türlü hakkınız var." İfadesini kullandı.

Finkelstein, Gazze'deki Filistinlilerin Doğu Kudüs'tekilere destek olmak istemesi üzerine de şunları kaydetti:

"Unutma, Gazze nedir? Gazze’nin yüzde 70’i mülteci ve mülteci soyundan geliyor. Bu nedenle kalplerinde ve ruhlarında Doğu Kudüs'e ne olduğunu anlıyorlar. Çünkü 73 yıl önce onlara da aynı şey oldu. Evlerinden çıkarıldılar, uluslararası hukukun dilini kullanırsak, zorla yurtlarından tahliye edildiler. Onlar Kudüs’e bakınca, 73 yıl önce başlarına gelenleri ve sonrasını, yani mülteci hallerini görüyorlar. Öyleyse bana, Doğu Kudüs’te yurttaşları Filistinlilerin başına bunlar geldiğinde dayanışma için hiçbir hakları olmadığını, mülteci olacak bu kişilerin yanında direnmeye hakları olmadığını mı söyleyeceksin? Hayır!"

"Bu rejim çok ileri gitti"

Siyonist rejim İsrail'e karşı "Yeter artık!" şeklinde öfkesini dile getiren Finkelstein, İsrail’in Filistin topraklarına diktiği, tek amacının insanları ve toprakları birbirinden ayırmak olan sözde güvenlik duvarına da "Bunların modern dünyada hala devam ettiğine inanmak gerçekten zor." sözleriyle tepki gösterdi.

Finkelstein, "Bu duvarı New York şehrine diktiğinizi, siyahi birçok insanın yaşadığı Harlem’i ayırdığını ama Central Park’ta boş toprak olduğu için tuttuğunuzu hayal edin. (Filistin topraklarında) bu duvarın dikilmesinin bir tek amacı var, diğer halk dışında Yahudi çoğunluğu ve bütün toprakları ellerinde tutmak istiyorlar. Bu, İsrail'in hikayesi." dedi.

İsrail için "Bu devlet çok ileri gitti. Uçuk ve çılgın bir devlet haline geldi." yorumunu yapan Finkelstein, önceki gün sosyal medyaya yansıyan Mescid-i Aksa avlusunda çıkan yangına karşı sevinçten dans eden İsraillilerin görüntüsü konusunda da şu değerlendirmede bulundu:

"İşte İsrail’in nüfusu bu. Beğen veya beğenme. Bana bunların bir avuç fanatik olduğunu, bir grup deli olduğunu söylemeyin. Hayır. Youtube’ta canlı gördünüz. Bu İsrail’dir, gerçek İsrail. Kundakçı, toprak hırsızları, toprak soyguncuları ve Yahudi üstünlükçüleri. Bunlar benim sözlerim değil, İsrail ve işgal altındaki Filistin’de bulunan ana insan hakları örgütünün birkaç hafta önce yayınladığı raporundan."

Siyonist rejim İşgalci ve hukuk tanımıyor

İşgalci rejim İsrail İç Güvenlik Bakanı Gilad Erdan, 2017 yılında Mescid-i Aksa'nın, İsrail'in egemenliği altında olduğunu iddia ettmişti.

İsrail ordu radyosuna açıklamalarda bulunan Erdan, "(Mescid-i Aksa ve çevresini de kapsayan) Tepenin egemenliği İsrail'e aittir. Diğer ülkelerin (buraya yönelik) tutumu önemli değildir.” dedi.

Erdan, "Mekanın efendisi İsrail'dir. Hiçbir kimsenin tavsiyesine ihtiyacımız yok. Ürdün'ün veya diğer ülkelerin görüşlerine bakmayız ve zorunlu gördüğümüz şeyleri yaparız." diye konuşmuştu.

Mescid'i Aksa'nın girişlerine yerleştirilen metal arama dedektörlerinin sadece bazı kapılarda çalıştırılacağını belirten Erdan, ileride tüm girişlere manyetik kapı yerleştireceklerini ve Mescid'i Aksa'ya giren herkesin bu kapılardan geçeceğini açıklayarak, mescidin tüm kontrolünü İsrail asker ve polisine devretmişti.

1994'te Ürdün ile anlaşma yapılmıştı

İsrail ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994'te Akabe Vadisi'nde imzalanan Ürdün-İsrail barış antlaşmasına göre, Mescid-i Aksa ve Kudüs'teki vakıflar, Ürdün Vakıflar, Kutsallar ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs Vakıflar Dairesi himayesine bırakılmıştı.

Siyonist rejim İsrail polisi, 14 Temmuz Cuma günü sabah saatlerinde Mescid-i Aksa'da silahlı saldırıda bulunduğunu iddia ettiği 3 Filistinliyi öldürmüş, olayda yaralanan 2 İsrail polisinin ise kaldırıldıkları hastanede öldüğünü açıklamıştı.

Bu olayda olduğu gibi, Mescid-i Aksa'nın kapılarının kapatıldığı ve Kudüs Bölge Polis Müdürlüğü'nün Aksa'da namaz kılınmasına izin vermeyeceği belirtilmişti. İşgalci rejim arkeolojik araştırma iddiası ile Mescid-i Aksa’nın altında tüneller açarak mescidi yıkmaya çalışırken, Yahudi tarihini ortaya çıkarıyoruz iddiası ile Kudüs’ü Yahudileştirme derdinde.

Irkçı ve ayrımcı ‘Apartheid rejimi’ Siyonist İsrail

New York merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü, "Bir eşik aşıldı: İsrailli yetkililer ile apartheid ve zulüm suçları" başlıklı 213 sayfalık rapor yayımladı.

Raporda İsrail’e sert suçlamalar yöneltildi ve Tel Aviv, işgal altındaki Filistinlilere ve işgalci rejim İsrail içindeki Arap azınlığa karşı “apartheid ve zulüm” politikaları yürütmekle suçlandı.

Raporda, "Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaşamın çoğu alanında, İsrailli yetkililer metodik olarak Yahudi İsraillilere ayrıcalık tanıyor ve Filistinlilere karşı ayrımcılık yapıyor. Önde gelen İsrailli yetkililerin yasaları, politikaları ve açıklamaları, Yahudi İsrail'in demografik, siyasi güç ve toprak üzerindeki kontrolünü sürdürme amacının uzun süredir yönlendirilmiş hükümet politikası olduğunu açıkça ortaya koyuyor" denildi.

Raporda ayrıca, "Bu hedefe ulaşmak için yetkililer, kimlikleri nedeniyle Filistinlileri mülksüzleştirdi, hapsetti, zorla yerlerinden ayırdı ve boyun eğdirdi" ifadeleri yer aldı.

Örgütün İcra Direktörü Kenneth Roth, "Milyonlarca Filistinlinin, herhangi bir meşru güvenlik gerekçesi olmaksızın ve yalnızca Filistinli oldukları ve Yahudi olmadıkları için temel haklarını reddetmek, basitçe kötüye kullanılan bir işgal meselesi değildir" dedi.

Roth "Yahudi İsraillilere yaşadıkları her yerde aynı hak ve ayrıcalıkları tanıyan ve yaşadıkları her yerde farklı derecelerde Filistinlilere karşı ayrımcılık yapan bu politikalar, bir insanı diğerinin pahasına ayrıcalıklı kılma politikasını yansıtıyor" şeklinde konuştu.

İşgalci rejim İsrail, ülke sınırları içindeki Arap azınlığa tam haklar sağladığını savundu.

Siyonist rejim İsrail Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "hem mantıksız hem de yanlış" olduğu öne sürülen rapor reddedildi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise raporu memnuniyetle karşıladı.

 

/İsrailpost-Abdullah Yiğit


İlginizi Çekebilecek Yazılar

İran Siyonist Rejime Meydan Okuyor
  • @israilpost
  • 26-10-2021
İran Siyonist Rejime Meydan Okuyor
Siyonist İsrail Parçalanıyor!
  • @israilpost
  • 26-10-2021
Siyonist İsrail Parçalanıyor!
ABD
  • @israilpost
  • 26-10-2021
ABD'li Yahudiler Korkmaya Başladı
Siyonistlerden Medya-Reklam Atağı
  • @israilpost
  • 25-10-2021
Siyonistlerden Medya-Reklam Atağı
Terör ve Cinayet Organizasyonu
  • @israilpost
  • 25-10-2021
Terör ve Cinayet Organizasyonu