• Yükleniyor

Suudiler Birden Fazla Cephede Geri Çekiliyor


Suudiler Birden Fazla Cephede Geri Çekiliyor
Paylaş :


Altı yıldır döktükleri kana rağmen, Suudiler Yemen'deki askeri veya siyasi hedeflerinin hiçbirini gerçekleştiremediler.

Suudi Arabistan'ın fiili hükümdarı Muhammed bin Salman'ı 2015'ten bu yana izlediği bir dizi saldırgan politikayı tersine çevirmeye ne zorladı?

Suudilerin geri çekilmesini açıklayabilecek bir olay varsa, o da 14 Eylül 2019'da Ensarullah Hareketi’nin Abkayk-Hurys'teki Aramco petrol tesislerine drone saldırısı ve ABD'nin yardıma gelmeyi reddetmesi olmalıdır.

Muhammed bin Selman ve diğer Arap hükümdarları bütün yumurtalarını ABD eski başkanı Siyonist Donald Trump'ın sepetine koymuştu. Dehşete düşen Trump ise imdada yetişmeyi reddetti. O sadece onların parasıyla ilgileniyordu ve bunu gizlemedi. ABD, İran'ı Aramco saldırısını gerçekleştirmekle suçlarken, Amerikalı generaller Trump'a özellikle bir seçim yılına yaklaşırken Tahran'ı gündem etmemesini tavsiye etti. İran'la savaş felaket olurdu. Kalan umutlar, Trump'ın Muhammed b. Salman’ı küçümsediğini gizlemeyen Joe Biden'e kaybetmesiyle suya düştü.

Postu kurtarmak için kendinden geçmiş bir şekilde mücadele, 2021'in Ocak ayı başlarında başladı. Muhammed b. Salman Katar emiri Tamim bin Hamad al-Thani'nin Arap Birliği zirvesine katılmak için uçaktan inmesiyle öpüşmesi ve barışmasıyla başladı. Muhammed b. Salman’ın Tahran ile ilişkileri kesmek ve El Cezire'yi kapatmak da dahil olmak üzere, Katar'ın Arap Ligine geri dönmek istiyorsa yerine getirmek zorunda olduğu 13 talebi hızla terk edildi.

Trump'ın Mayıs 2017'deki Riyad ziyaretinden kısa bir süre sonra, Suudiler kuklalarıyla birlikte Katar'a yaptırımlar uyguladılar ve Qatar Airways'in hava sahaları üzerindeki uçuşlarını yasakladılar. İran ve Türkiye, Katar'ın imdadına gıda erzak ve uçuşları kolaylaştırarak yetişti. Şimdi Suudiler, Katar ile sıcak ilişkiler geliştirmek istiyor. 11 Mayıs'ta Şeyh Tamim, Muhammed b. Salman ile daha fazla görüşmek için Cidde'yi tekrar ziyaret etti.

Suudilerin İran'la ilgili son gerilemesi. Muhammed b. Salman, Suudi devlet televizyonu Al-Arabiya'nın sunucusu Abdullah el-Mudaifer ile Riyad ile Tahran arasındaki ilişkilere ilişkin bir röportajda (27 Nisan 2021) "Sonuçta İran komşu bir ülke, hepimiz İran ile iyi ve seçkin bir ilişki kurmayı arzuluyoruz" dedi.

Şöyle devam etti: "İran'ın durumunun zor olmasını istemiyoruz, aksine müreffeh bir İran istiyoruz.” Bu, dört yıl önce İran hakkında söylediklerinden oldukça büyük bir dönüşe işaret eden bir farklılık. Daha önce: "Savaşın Suudi Arabistan'da olmasını beklemeyeceğiz" demiş, İran'ı herhangi bir kanıt sunmadan Mekke ve Medine'yi ele geçirmek için komplo kurmakla suçlamış ve “Bunun yerine, savaşın Suudi Arabistan'da değil İran'da olması için çalışacağız” ifadelerini kullanmıştı.

İslami İran, farklılıkları çözmek için yıllardır bölge ülkeleri arasında dış müdahale olmaksızın diyalog çağrısında bulunuyor. Tahran, Suudilerin tekliflerini ve ton değişikliğini memnuniyetle karşıladı. Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih'e göre, iki ülke yetkilileri Bağdat'ta birkaç tur görüşme gerçekleştirdi.

 

En son Suudilerin ateşkesle ilgili yatıştırıcı açıklamaları ve BM gözetiminde Yemen'de Ensarullah ile müzakere teklifleri var. Yemen direniş hareketi Suudilerin silahsızlanma talebini reddetti. Ensarullah, Suudileri konuşarak değil, yiğitçe direnerek diz çöktürdü. Suudiler, Tahran'a ulaşarak İranlıların Ensarullah'ı ikna edebileceklerini umuyorlar.

Altı yıldır döktükleri kana rağmen, Suudiler Yemen'deki askeri veya siyasi hedeflerinin hiçbirini gerçekleştiremediler. Bunun yerine Ensarullah, tüm Yemen'i ve 1934'ten beri Suudiler tarafından yasadışı olarak işgal edilen toprakları kurtarmanın eşiğinde. Ayrıca Mekke ve Medine'yi Necdi Bedevilerin pençelerinden kurtarmaya yemin ettiler.

Cemal Kaşıkçı'nın 2 Ekim 2018'de İstanbul'daki Suudi konsolosluğunda korkunç şekilde doğranarak katledilmesi, Muhammed b. Salman’a 'Bay Kemik Testeresi' lakabını kazandırdı. Şimdi birden bire barışçı mı oldu?

Tüm cephelerdeki başarısızlığı onu kayıplarını azaltmaya ve postun kurtarmak için girişimde bulunmaya zorladı.

Türkiye'ye yapılan açılımlar da bu planın bir parçası. Türkiye'de yayınlanan Hürriyet gazetesi, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun “10 Mayıs'ta Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Farhan Al Suud ile görüşmek ve ikili ilişkileri ve bölgesel sorunları konuşmak” için Suudi Arabistan'a gittiğini bildirdi.

Çavuşoğlu, Twitter'dan yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan'da Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırılar ve Filistin halkına yönelik baskı başta olmak üzere ikili ilişkileri ve önemli bölgesel meseleleri görüşmek” istediklerini belirtti.

... Suudiler Muhammed b. Salman’ın Kaşıkçı'nın vahşice öldürülmesindeki suç ortaklığının baskın karakterli kanıtlarını halının altına süpürülmesini istiyor.

Türkler buna mecbur mu?

Diğer ilginç 'gelişme' ise Suudilerin Suriye'ye yönelik girişimleriyle ilgili.

2011'de Suriye'ye karşı savaşın başlamasından bu yana, Suudi rejimi, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad hükümetini devirmek amacıyla tekfirci teröristlerin başlıca olanak sağlayıcılarından biri olmuştur. Hükümlü katiller ve tecavüzcüler Suudi hapishanelerinden serbest bırakıldı ve Suriye'ye gönderildi. Aylık maaş da verdiler. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, savaşın parçaladığı ülkede kafa kesme ve diğer korkunç eylemler gerçekleştirildi.

Suudiler, on yıllık bir savaşın ardından Esad'ı deviremeyeceklerini, dolayısıyla Suriye'de de işlerin tersine döndüğünü anlamış görünüyorlar. Suudi istihbarat şefi General Halid Humaidan 3 Mayıs'ta Suriyeli mevkidaşı General Ali Mamlük ile görüşmek için Şam'ı ziyaret etti. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn şimdiden Şam'da büyükelçilikler açtı.

Birlikte ele alındığında, bunun gösterdiği şey, Suudi politikasının Muhammed b. Salman kapsamındaki toplam başarısızlığıdır. Bu, ABD'nin bölgesel çatışmalara ilgisiz olduğunu bildirdiği için gerçekleşti. Şimdiye kadar, Amerikan savaş ağaları, kışkırttıkları bu tür çatışmaları, bölgesel işlere müdahalelerini haklı çıkarmak için kullandılar. Planlı çıkışları, yerel oyuncuların kendi sorunlarını çözmelerine yol açtı.

Bu, tüm sorunları çözmese de, gerilimleri kesinlikle azaltacak ve daha iyi bir ortam yaratacaktır.

Amerika'nın varlığı bir istikrarsızlık kaynağıdır; askeri üslerin çıkışı ve dağıtılması, gerilimin azalmasına ve tüm bölge halkı için daha umutlu bir geleceğe yardımcı olacaktır.

 

/Yusuf Dhia-Allah

/Crescent International


İlginizi Çekebilecek Yazılar

İran ABD
  • @israilpost
  • 03-12-2021
İran ABD'yi Uyardı
Viyana’da Anlaşmak Mümkün
  • @israilpost
  • 01-12-2021
Viyana’da Anlaşmak Mümkün