• Yükleniyor

Bindik Bir Alamete Gidiyoruz Kıyamete


Bindik Bir Alamete Gidiyoruz Kıyamete
Paylaş :

Siyonist rejim İsrail, yalnız ırkçı ve ayrımcı değil aynı zamanda da bir cinayet şebekesi ve terör yönetimi.

Güney Afrika Cumhuriyeti apartheid bir devletti (ırkçı ve ayrımcı). Fakat terör ve cinayet şebekesi değildi, şehirleri f16 uçakları ile bombalamıyor yerleşim yerlerini vurmuyor, mülteci kamplarına saldırmıyordu.

Bu işgalci terör rejimi bölgedeki Arap Krallık ve devletlerle olan gizli ilişkisini şimdi son yıllarda yaptığı ‘normalleşme’ anlaşmaları ve ABD’nin destek verdiği ‘İbrahim Anlaşmaları’ ile alenileştirmeye başladı. Türkiye’deki AK Parti yönetimi ve Başkan R. T. Erdoğan her ne kadar siyasi olarak gelgitler yaşasa da ticari ilişkiler azalmadığı gibi daha da artmakta ve Erdoğan’ın son yaptığı açıklama ile düşük tutulan siyasi temsilcilik yakın bir zamanda tekrar büyükelçilik seviyesine çıkarılacak.

Ortadoğu ve İslam Ülkeleri olarak bilinen yönetimler ile halklar arasındaki uçurum giderek derinleşiyor. Bu uçurum yalnız ekonomik seviye de değil, işgalci rejim İsrail ile olan ilişkiler ve siyasal yaşama da yansıyor. İslam ülkelerinin halkları, Ortadoğu ülkelerinin halkları Siyonist rejimin hukuk tanımazlığını, ırkçı ve ayrımcı (apartheid) yönetimini benimsemese de başta bölge yöneticileri ve Körfez Krallıkları terör rejimi İsrail ile olan ilişkilerini anlaşmalarla meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Katar, BAE, Fas, Bahreyn, Mısır ve Sudan vb. ülkeler Siyonist rejim ile olan ilişkilerini gizliden açığa ve daha da derinleştirirken, bölge ve İslam halkları gözünde işgali de meşrulaştırmaya çalışıyor.

Bunlar devam ederken İsrail ABD’nin gücünü arkasına alarak, Suriye ve bölgede İran çıkarlarına zarar veriyor ve hatta İran topraklarında üstü kapalı askeri operasyonlar yapmaktan çekinmiyor. İran ABD ve Batı dünyası ile bir nükleer anlaşma yapmış ve hukuk çerçevesinde nükleer enerji ve güç yolunda ilerlerken yine Siyonist rejim İsrail’in kışkırtması ile eski başkan Donald Trump anlaşmadan çekilmiş, İran’a olan yaptırımları daha da artırmıştı. Bunun yanlış olduğunu Avrupa Birliği bilse de ses çıkarmamış fakat ABD’deki hükümet değişikliği ve yeni başkan Joe Biden’in uygulamaları ile ortaya çıktı. Biden anlaşmadan çekilen Trump’ın aleyhine yine nükleer anlaşmanın gerekli olduğunu vurgulayarak, tekrar anlaşmaya dönmek istediğini belirtti. İran ile Avrupa arasındaki nükleer müzakereler (ABD direk olmasa da) yeniden Viyana’da başladı. Çok parçalı ve çok başlı Siyonist rejimdeki koalisyon hükümeti ne kadar ısrar etse de ABD yönetimi eskiden olduğu gibi gözü kapalı İsrail siyasetine destek vermediği gibi, nükleer enerji konusunda da İsrail gibi düşünmüyor.

İşgalci rejim İsrail, İran’daki İslam Devletini’nin varlığını ve nükleer enerji elde etme siyasetini kendi varlığına bir tehdit olarak görüyor. İran’ın nükleer güce ulaşmaması için her türlü saldırı ve terör olayını yapmaktan da çekinmiyor. Medyada çıkan haberlere göre İsrail Silahlı Kuvvetleri (IDF) sık sık nükleer güç olmak isteyen İran’ın nükleer tesislerine askeri bir operasyon yapacağını dillendirse de dünya eski dünya değil, ABD eski desteği vermiyor ve İran’da ne Irak ne de Suriye… İran’ın gelişmiş füze sistemleri sayesinde işgalci rejim İsrail’in askeri bir operasyonuna çok ağır haklı bir cevap vereceği resmi yetkililer tarafından da açıkça belirtiliyor.

Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’ye Irak topraklarında yapılan saldırı cevapsız bırakılmamış ve çok kısa bir zaman sonra Irak’taki en büyük ABD askeri karargahını (Ayn-el Asad üssü) uzun menzilli füzeler ile vurulmuştu. İsrail’e verilecek bir cevap çok daha büyük ve ölümcül olacağı biliniyor. Bu nedenle ABD İsrail’in tek başına bir saldırı yapmasına karşı çıkarken kendisi de İran’a yönelik askeri bir operasyona sıcak bakmıyor.

Dünya, İran’ın hukuki çerçeve ve uluslararası teamüller gereği ve BM kurumları ile de iletişim içinde yapmaya çalıştığı nükleer enerji elde etme ve bunun için de “nükleer güç” olma yolunda ilerlemesini kabul etmek zorunda. Sorun kendisi hiçbir hukuka uymayan ve nükleer enerjinin dışında fazlasıyla nükleer  silaha sahip olduğu bilinen İsrail’in bunu kabullenememesi. Batı dünyasının ve özellikle İngiliz ve ABD hükümeti desteği ile göçmen Siyonist Yahudilere kurdurulan (!) işgalci rejim İsrail kendini güvende hissetmiyor. Siyonist rejim bu topraklara ait olmadığını ve işgalle-tecavüzle-terör ve katliam ile milyonlarca Filistinlinin kanı ve mülteciliği sonrasında burada gayrimeşru bir düzen kurduğunu ve bunun da sonunun yaklaştığını hissediyor. Mısır ile kurduğu ilişki be meşruiyet ağı onu kurtarmadı ve ABD sayesinde şimdi İbrahim Anlaşmaları ve ‘Normalleşme Anlaşmaları’ ile Körfez Krallıkları ve Batı yanlısı yönetimlerin desteğini alarak bölgede meşrulaşmaya çalışıyor. Fakat ne Filistin halkı ne Arap halkları ve be de bölgesel İslam ülkelerinin halkları işgalci rejimi meşru görmedi-tanımadı ve bundan sonra da tanımayacaktır.

Dün Seyyid Abbas Musavi ve Fethi Şikaki’nin kanının bereketi ile Siyonist rejimi tanımayan ve mücadele eden Direniş Hareketi bugün de İmad Mugniye ve Kasım Süleymani’nin kanının bereketi ile yalnız Gazze’de değil, artık Batı Şeria ve Kudüs’te de Siyonist rejimin işgal politikalarına karşı çıkıyor ve direniyor. Yalnız Hamas ve İslami Cihat değil, Lübnan’da Hizbullah, Irak’ta Haş-i Şabi-Yemen’de Ensarullah Hareketi de işgalci rejim İsrail’e karşı çıkıyor, tanımıyor ve mücadele ediyor.

İsrail işgal rejimi kendi içinde koalisyon ortakları ile çatışırken, ülkedeki İslami Direniş Hareketi’ni susturamazken, Lübnan’daki Hizbullah Hareketi ile baş edemez  ve Yemen’deki Ensarullah Hareketi’nin tehditleri ile kabuslar görmeye başlamışken İran’a karşı askeri bir operasyon yapması mümkün değil, yapsa bile başarılı olması mümkün olmadığı gibi çok ağır bir de cevap alacaktır.

Kısaca dünya eski dünya değil İran eski İran hiç değil……….

 

.....


Yazarımızın Yazıları

Netanyahu
  • @israilpost
  • 21-01-2021
Netanyahu'nun Sonu...
İsrailPost
  • @israilpost
  • 20-12-2020
İsrailPost'un Doldurduğu Boşluk